Unuttuğun O, Baba, şimdi seni çağırıyor.

İnsanlık tarihi boyunca kitle katliamları yaşandı. Bilim ve teknoloji çağında bunun şekli değişse de yöntemi değişmedi.

Peki, sen ne yapıyorsun? Annene sarılmak için Korona-virüsten öleceği anı mı bekliyorsun? Yoksa gereksiz bir gurur yaparak kalbini kırdığın kişiden af dilemeyecek kadar üstün olduğunu mu sanıyorsun?

İşte eve kapandın. Yanında kim var? Sevdiklerin, eşin ya da dostların mı? Ama birilerini mutlaka özlüyorsun değil mi? Kendini çaresiz hissediyorsun değil mi? Banka hesabındaki paraların da seni kurtaramadı bu sefer değil mi? Neler geçiyor aklından?

 

 

-Ya stokladığım gıdalar biter de aç kalırsam?

-Ya aylarca dışarı çıkamazsam?

-Ya o çok sevdiğim kişileri bir daha göremezsem?

-Ya ölürsem?

 

Daha birçok paranoya benliğini sarıyor mu?

Peki, neden hala görmüyorsun?

Hiç mi duymuyorsun?

Tedaviyi bulacak olan kişiye fısıldayacak olan kim? Yardım istemen gereken asıl kişi kim?

Doğallığını mahvettiğin dünyandan, işinden, okulundan, değer verdiklerinden seni alıkoyup evinde oturtan kim?

Neyden “yoksun” kalman gerekiyor, hiç düşündün mü?

Sana söyleyeyim… Yıllarca hiç duymazdan geldin O’nu… Senin için mükemmel renklerle aydınlattığı sabahın görkemini görmedin. Güneşin doğuşuna ya da sadece gökyüzüne bakarak teşekkür etmeyi bilmedin. Bakmaya doyamadığın, sevmeye kıyamadığın kişiyi kimin var ettiğini hatırlamadın.

Şimdi O seni çağırıyor. “Konuş benimle” diyor. Ama sen hala susuyorsun, hala şeytanın ayartmalarına kanıyorsun. Seni ne kadar sevdiğini anlamıyorsun. Tanrı seni kendine yaklaştırmak istiyor, O’nu hatırla istiyor. Tuttuğun orucun amacını, verdiğin selamın anlamını kavramanı istiyor.

Ama sen anlamıyorsun!

Bilmiyor musun ki bir dilim ekmek, bir bardak su seni doyurmaya yeter? Savurup attıklarına muhtaç kalacağını hiç düşünmemiştin değil mi?

Ruhun açken bedeninin doyacağını düşünüyor musun?

Ama artık düşünmek için bol bol vaktin var…

Kıymetini bil sana verilenin, şükret, konuş ve anla artık!

Rab sana tam da “Diriliş” öncesi kapılarını açtı. O kapıdan gir içeri ve bir daha çıkma! Kendini O’nun evine hapset, O’na güven.

Bekle, çünkü O seni kurtarmak için geliyor. Kulaklarını ayartıcının sesine kapat ve kalbini Tanrı’ya aç, O’nu duy…

Çünkü O seni duyuyor ve kendinden üflediği saf ruhunu hatırlamanı istiyor. O’nun çocuğu olduğunu hatırlamanı istiyor.

Tanrı seni seviyor ve artık bunu görmeni istiyor. O’ndan vazgeçme, ona güven! O seni kurtaracak ve her zaman sıcak kucağında güvende hissettirecek.

Aç kollarını, bırak kendini O’na ve dile… Sana verilecek… Seni bu günlerden sevgi kurtaracak! Ne mutlu kollarına koşana! Çünkü Diriliş Günü’nde bayram edecek!

 

Bahar sabahında doğan güneş gibi

Kalbinizde de Rab sevgisinin ışığı doğsun.

Gözünüzü alıştıra alıştıra o ışığa doğru gidin.

Yolda yalnız olsanız bile korkmayacaksınız,

Çünkü gittiğiniz yer karanlık değil,

Bırakın içinizdeki ışık bedeninize yayılsın.

Siz ışık saçmaya başladığınızda

Karanlıktakilerin ışığı olacaksınız.

_________________________________

K.P.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.