Episkopos Luigi Padovese’nin öldürülmesinin 10. yıldönümü

Tam on yıl önce, 3 Haziran 2010’da Anadolu Havarisel Vekili, “Diyalog Episkoposu” Monsenyör Padovese, kendi şoförü tarafından öldürülerek hayatını kaybetmişti.

Salgın hastalık nedeniyle, ölümünün onuncu yıldönümü için planlanan girişimler ertelendi, ancak Türkçe olarak yayınlanacak olan bir kitapta, Monsenyör Padovese’nin vaazlarını ve konuşmalarını şimdi tekrar okuyabileceğiz. Kitabı derleyen Maria Grazia Zambon ile birlikte sayfalarına göz atalım.

Monsenyör Luigi Padovese, “çok meyve” vermek için “toprağa düşen buğday tanesi”dir. Ölümün bile ortadan kaldıramayacağı, İncil’e demirlemiş bir müjdecilik duygusu eşliğindeki bu sözler, Kardinal Dionigi Tettamanzi tarafından, Anadolu Havarisel Vekili Padovese’nin cenaze gününde Milano Katedrali’nde 14 Haziran 2010 telaffuz edildi.

Monsenyör Padovese, Batı ile Ortadoğu arasında bir köprü olan Türkiye’de yaşam ve ölümü iç içe kenetleyen bir diyalog Episkoposu olarak silinmez bir ses olmaya devam ediyor. Koronavirüs ile ilgili sağlık durumları nedeniyle, Episkopos’u anma kutlamaları gelecek yıla ertelendi.

 

Meyve veren bir ölüm

Fransisken Kapusen Episkoposu’nun İskenderun’da acımasızca öldürülmesinden bu yana on yıl geçti, şoförü suçunu itiraf etti. 9 Haziran 2010’te halk ile genel buluşmasında bu olayı “Ani ve trajik bir ölüm” olarak nitelendiren Papa 16. Benedikt, “bizi acı ve dehşet içinde bıraktı” diyordu. Ancak Monsenyör Padovese’nin hayatı ve ölümü meyve verdi. Tanıklığı, Allah’ın halkı ve özellikle de Türkiye Hristiyanları için diri ve kalıcı bir armağandır. Onun görevi, barış, dinler arası diyalog ve hoşgörü içinde bir arada yaşama hizmeti olarak devam etmiştir.

 

Türkiye’de Hristiyan olmak bir armağandır

Monsenyör Padovese, görevinin risksiz olmadığının farkındaydı. “Kadim Hristiyan geleneğine bağlı tüm ülkeler arasından – 2005’te yazdığı üzere – hiçbir ülke Türkiye kadar iman şehidi vermedi. Üzerine bastığımız bu topraklar, Mesih için ölmeyi seçen birçok şehidin kanıyla yıkandı.” Ama bu, “Türkiye’de Hıristiyan olmanın bir armağanıdır ve ilk Hristiyan Kilisesi’nin varisi olan bu Kilise’ye ait olmanın bir lütfudur…” diyerek şöyle ekliyordu: “Anadolu Kilisesi yaşayan bir Kilise’dir.”

 

İman şehitleri Hristiyanlığın gücüdür

“Sevgi ölümden daha güçlüdür.” 2006 yılında Trabzon Kilisesi’nde dua ettiği esnada öldürülen Rahip Andrea Santoro’nun acımasızca katledilmesine atıfta bulunan Monsenyör Padovese şu sözleri dile getirmişti: “Bir rahibi öldürerek Hristiyan mevcudiyetini yok etmeyi düşünenler, aslında Hristiyanlığın gücünün iman şehitleri olduğunu bilmezler. Onun genç katili için dua edelim. Affetmenin ve dualarımızın gücü, sevginin ölümden daha güçlü olduğunu anlamasına yardımcı olsun.”

 

Diyalog yolu

Monsenyör Padovese’nin görevinin kilometre taşlarından biri diyalog olmuştur. “Türkiye’de –30 Mayıs 2010’daki son vaazından söylediği üzere – çeşitliliği kabul etmenin ne olduğu öğrenilir, ancak kendini kabul ettirmek de önemlidir. Bu bağlamda, tek yol samimiyet ve dostluktur. Resmi otoritelerle ve Müslüman dünyasıyla diyalog içinde olmaya çalıştım ve gittikçe artan bir şekilde, diyaloğun, bir buluşma ve fikirlerin karşılaştırılmasından öte, hem yürekleri hem de zihinleri olan insanlar arasında bir birliktelik olması gerektiğine ikna oldum. Eğer bir diyalog yüreğe açılmıyorsa, fazla da bir şeye fayda getirmez.”

 

3 Haziran 2010

Cinayetten birkaç yıl önce, Anadolu Havarisel Vekili öldürüleceğinden zaten korkuyordu. Nitekim 2007’de şöyle yazıyordu: “Bir ya da daha fazla delinin ansızın çılgın bir hareket yapacağına dair içimde bir korku var. Bu durum hala hareketlerimi kısıtlıyor çünkü her şeyin artık mümkün olduğunu anlıyorum.” Ne yazık ki, her şey mümkün oldu ve 3 Haziran 2010’da öğle yemeğinde Monsenyör Padovese İskenderun’daki evinde öldürüldü. Katili, kendi şoförü Murat Altun idi.

 

Ekümenizm senfonisini dinlemek

2010-2011 akademik yılında, Monsenyör Padovese asla yerine getiremeyeceği bir eğitim kursu vermeyi planlamıştı. Kursun konusu, “Tanrı arayışı. Diyalog köprüsü” olarak, bugün ve özel bir şekilde de Aziz Pavlus’a ayrılmaz bir şekilde atfedilen Türkiye’de yeniden canlı şekilde yankılanmaktadır. Monsenyör Padovese’nin defalarca söylediği gibi bu ülke, bugün ekümenik yolculuk için çok önemli bir merkezdir. Padovese, 12 Ekim 2008’de Vatikan Radyosu’nda yayınlanan röportajda vurguladığı üzere, “Ulusların havarisi Pavlus, inananları, Hristiyan Kiliseleri’nin ‘senfonisini’ dinlemeye davet eder” diyordu.

Aziz Pavlus, başından beri polifonik sesle kendini ifade eden bir Kilise’nin gerçekliğini kabul etmek zorunda kaldı. “Kapımızın ötesine bakmakla, birçok Hristiyan geleneğinin – özellikle de Türkiye’de – hala mevcut olan zenginlikleri görmek için bir davet olduğu dürtüsünün bize Pavlus’tan gelebileceğine inanıyorum. Dinlememiz gereken bir senfonidir. Pavlus’un memleketi ile temas, okunabilen her şeyden, tüm kelimelerden çok daha değerlidir.”

 

Monsenyör Padovese’nin vaazlarını içeren Türkçe bir kitap

Monsenyör Padovese’nin meditasyonları ve konuşmaları, gazeteci Maria Grazia Zambon tarafından derlenen ve Anadolu Havarisel Vekili Episkopos Paolo Bizzeti’nin önsözüyle sunulan “İyi Çoban’ın Tanığı” başlıklı Türkçe bir kitabın ana içeriğidir. Türkiye Kilisesi topluluğuna yönelik yayınlanan bu eser, yarın çıkacaktır. Padovese’nin yazıları ve vaazları, Kardinal Angelo Scola tarafından yazılan önsözüyle yakın zamanda yayınlanan İtalyanca eserde yer almaktadır ve başlığı “La verità nell’amore” (Sevgide gerçeklik) olan bu kitap, Milano Episkopos Yardımcısı Paolo Martinelli tarafından derlenmiş ve Terrasanta Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

 

Maria Grazia Zambon, Milano Episkoposluğu tarafından görevlendirilen bir Kilise adanmışı olarak 18 yıldır Türkiye’dedir. Kendisi, Vatican News’e verdiği demeçte, İskenderun Kilisesi’nde Monsenyör Padovese’ye adanmış şapele “o yörenin Hristiyanları gelerek dua ediyor ve şimdiden onun şefaatini diliyorlar” demektedir.

– Ne yazık ki, salgın nedeniyle, Monsenyör Luigi Padovese’nin öldürülmesinin onuncu yıldönümünü teşvik etmeyi düşündüğümüz birçok girişimi gerçekleştiremiyoruz. Ancak Türkiye’deki görev yılları boyunca sevgili Episkoposumuzun vaazlarını ve yazılarını yerel Kilise ve ötesine sunabildiğimiz için çok mutluyuz. Küçük ve çeşitlilik gösteren sürüsüne hitap eden metinlerdir. Kitabın adı “İyi Çoban’ın Tanığı”dır. Bu sayfaların hala değerli bir hazine, tutkulu bir teşvik olarak Türkiye’deki Hristiyanların iman ve tanıklıklarına destek olacağına inanıyoruz.

Monsenyör Padovese’nin her zaman onu nitelendiren coşku ve tutkusunu ayırt ettiği metinleri içerir. Kişiliğini yalnızca bir teolog olarak değil, her şeyden önce hayatını verdiği sürüsünün tutkulu bir çobanı olarak kavramamıza yardımcı olmaktadır. Onun bu yazıları hala çok güncel ve canlıdırlar: Doğrudan muhatapların kalbine yönelirler. Bu kitabın gerçekleşmesinde “Luigi Padovese Kültür Merrkezi” Derneği’ne minnettarız.

 

Monsenyör Padovese’nin ölümünün meyve verdiğine inanıyor musunuz? Değişen bir ülke olan Türkiye’de hala onun varlığını hissediyor musunuz?

– İtalya’daki “Luigi Padovese Kültür Merkezi” de onun anısını, hafızasını ve bu ülkeye olan tutkusunu canlı tuttu. Bu ilk meyvelerden biridir ve 10 yıl sonra Türkiye’de de meyve vermiyor olduğunu söyleyebiliriz. Öldürdükten sonra tam beş yıl boyunca Anadolu Vekilliği episkopossuz kaldı. Bu çok büyük bir sıkıntıydı: Bu bölgedeki Hristiyanlar için çobansız şekilde geçen böyle uzun bir zamansal boşluk büyük bir çileydi. Bununla birlikte, anısı sayesinde, azim ve büyük cesaretle Hristiyan toplulukları yoluna devam etti ve Monsenyör Paolo Bizzeti yeni Episkopos olarak atandığında meyveler belirmeye başladı.

Onun sayesinde yeni bir canlılık geldi. Hristiyan cemaatleri faaliyetlerini tekrar ele alabildiler ve birçok girişim yeniden doğmaya başladı. İskenderun Kilisesi’nde bunun başka bir meyvesi daha görülür. Burada Monsenyör Luigi Padovese’ye adanmış bir şapel var ve içinde onun en sevdiği nesneleri barındıran bir vitrin bulunuyor. Episkoposluğunu ve görevini hatırlatan nesnelerdir bunlar. Yerel Hristiyanların nasıl oraya giderek dua ettiklerini ve dolayısıyla şimdiden nasıl onun şefaatine yakardıklarını görmek beni her zaman duygulandırır. Çoban olan onun yukarıdan, gökyüzünden onlara aracılık ettiğini, koruduğunu ve savunduğunu zaten biliyorlar.

 

Bir makalede, İncil’in ekümenik ve dinlerarası diyalog adamı; kültürlü, sade bir tanıklık adamı olarak anılmıştı. Sizden Monsenyör Padovese’nin kişiliğini hatırlatmanız için bazı sembolik örnekler rica ediyorum …

-Gerçekten bunlardan çok var. Ama ben onun yeteneğini ve herkesle birlik içinde olma yetisini temsil eden iki örnek hatırlatmak isterim.

Episkoposluk görevinin başlamasından bir yıl sonra Antakya’da önemli dini ve sivil önderlerin katıldığı bir sempozyum düzenlemek istedi. Herkesi gerçekten etkileyen bir buluşma anıydı: dini ve sivil açıdan çok sembolik bir şehirde böylesine büyük bir toplantı ilk kez yapılıyordu. Bu bize gerçekten onun ilişki kurma ve olumlu diyaloglar yaratma yetisini gösteriyor.

Bu örneğin yanı sıra, yaz kamplarında çocuklarla uyumlu bir şekilde oynarken anılara yansıyan görseller bulunmaktadır. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gösterisinden sonra onları selamlıyor ve teşekkür ediyor.

İşte, Monsenyör Padovese’nin kişiliğini anlamamıza yardımcı olan iki örnek: İyiliği ve tıpkı İyi Çoban İsa gibi herkesle ilişki kurma yetisine sahip olduğu için, “İyi Çoban’ın Tanığı” adlı kitabı Türkiye’de bu günlerde yaymak istiyoruz.

__________________________________________________

Amedeo Lomonaco ve Benedetta Capelli – Città del Vaticano (Vatikan, İtalya-Roma)

 

 

Kaynak: https://www.vaticannews.va/it/chiesa/news/2020-06/decimo-anniversario-morte-monsignor-luigi-padovese-turchia.html

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.