Beyrut’a yardım etmek

Kendi çağrısını yitirmesin diye Beyrut’a yardım etmek

Lübnan Başkenti’ni harap eden patlama hakkında birkaç iddia dolaşıyor. Her durumda, trajedi uzaktan geliyor.

Lübnan’ın yıkımla ilk kez yüz yüze geliyor olması bundan ibaret değildir. 70’ler ve 80’lerdeki iç savaşa ve ardından 2006’da İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaya tanık olanlar, savaş sonrası yıllarca sabırlı bir şekilde yeniden yapılanma sürecini paramparça eden Beyrut’u birkaç dakika içinde yok eden bu patlama benzeri bir şey görmediklerine yemin ediyorlar.

Lübnanlı resmi kaynaklara göre felaket, yıllar önce transit geçen bir gemide ele geçirilen ve şehir merkezine çok uzak olmayan bir depoda herhangi bir önlem alınmadan depolanan 2.700 ton amonyum nitratın patlamasıyla meydana geldi. Bu durumda kötülüğün sıradanlığı, deneyimsizliğin endişe verici yüzüne sahip olmaktadır.

Ancak bir silah deposunun patladığını varsayanlar da vardır. Orta Doğu durumunu tanımlamak için yaygın olarak kullanılan “barut fıçısı” metaforu, bu sayede çarpıcı biçimde somut özellikler kazanmaktadır. İki rekonstrüksiyonun da bir araya gelebileceği göz ardı edilemez: Bir silah deposundaki patlama, bir nitrat deposunun patlamasını tetiklemiş olabilir.

Her halükarda, trajedi uzaktan geliyor: Lübnanlıların hayatları üzerinde doğrudan, sürekli olarak savaşan gruplar, yabancı çıkarların genişletilmesi veya yalnızca kendi çıkarlarına odaklanan bir bölgesel savaş; onlarca yıllık kötü yönetim ve yaygın yolsuzluk; farklı dini topluluklar arasında hassas bir birlikte yaşama sisteminin bir müşteri ağına dönüşmesi.

Şiddetli ekonomik kriz ve hızla artan yoksulluk, bütün bir siyasi sınıfın başarısızlığını yeterince açık bir şekilde teyit etmiş görünüyordu. Halbuki en kötüsü henüz gelmemişti.

Sadece birkaç hafta önce, Marunilerin Patriği Bechara Rai, Orta Doğu’yu parçalayan çatışmalardan kurtarmak için ülkenin siyasetçilerini, Lübnan’ı tarafsızlığına döndürmeye davet etmişti. Bu noktada Lübnan’ın çekişmeden dışarı çekmek artık yeterli olmamaktadır.

Herkesin onu ayağa kaldırması için birlikte çalışması, rekabetleri ve özel çıkarları geride bırakması gerekir. 1989’daki meşhur bir konuşmasında Papa Aziz 2. Yuhanna Pavlus, “Lübnan bir ülkeden daha fazlasıdır: Bir özgürlük mesajı ve hem Doğu hem de Batı için bir çoğulculuk örneğidir!” ifadelerini belirtmişti.

Zaman geçtikçe, bu ifade ülkeyi tüketen yıpranmaya benzer bir yıpranmaya maruz kaldı ve çoğu zaman resmi durumlarda geleneksel olarak kullanılacak bir slogan haline geldi. Ancak bu, içeriğinin artık doğru olmadığı anlamına gelmez. Beyrut kaderine terk edilemez. Bunun yerine, kendi çağrısını yeniden kazanabilmesi adına ayağa kalkması için her şekilde yardım edilmelidir.

__________________________________________________________________

© Fondazione Oasis, Milano, 05.08.2020

Kaynak: https://www.oasiscenter.eu/it/esplosione-libano-beirut-aiutare-non-perdere-vocazione

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.