Meryem Ana’nın Göğe Alınması Bayramı

Kilise, uzun yıllar bu olayı inceledikten sonra, Kutsal Ruh’un yardımıyla aydınlatılmış olarak, iman öğretisi olan “Allah’ın Annesi Meryem’in bedeni ve ruhuyla Göğe Alınması”nı ilan etmiştir.

Meryem, ana rahmine düştüğünde anda, Allah’ın özel bir ayrıcalığına sahip olarak asli günahtan korunmuş, insanlığı mezarın yozlaşmasına mahkum eden cezadan da muaf tutulmuştu. “Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin.” (Yaratılış 3,19): Bu, Allah tarafından Âdem ile Havva’nın günahının bir sonucu ve bir cezası olarak telaffuz edilen cümledir. Meryem bu günahtan muaf tutuldu ve bu nedenle ceza çekmedi.

Allah henüz bu cümleyi telaffuz etmeden önce bile, insanı yaratırken düşündüğü tasarısını, gelecek olan özel bir Kadın’da ve Kadın ile birlikte yerine getireceğini ilan etmişti. Allah, yaratılış planlarında başarısız olamazdı! Kaderi sonsuz yaşamı olan insanı yaratmıştı: Günahın getirdiği ölümde ve toprağın tozunda onu sonsuza kadar terk edemezdi.

O halde, insan ırkının alçakgönüllü kızı Meryem’i düşündü, ancak Allah’ın ona bahşettiği eşsiz ayrıcalıklar için, tüm yaratıkların üzerinde, asli günahın lekesinden muaf tutulan Kadın’ı düşündü. Aracılığıyla bizim kurtuluşumuzun eserini gerçekleştirmek için alacağı insan bedenini rahminde taşıması için saf ve tertemiz Meryem’i düşündü. Gerçek şu ki, Allah, günahın lekelediği bir insan tabiatını kendi ilahi tabiatıyla birleşemezdi.

İnsan ırkını mahkum eden ilk günah işlendiği anda, yılan şeklini alan ve ilk insanları kötülüğe kışkırtan şeytanla konuşan Allah ona şöyle dedi: Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, sen onun topuğuna saldıracaksın.” (Yar 3,15).

Allah’ın Mesih’e insan doğası vermesi ve O’nunla birlikte insan ırkının kurtuluşa kavuşması için evet diyen önceden belirlenmiş bu kadın – “Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim”- ifadelerine atfen, ölümün karanlığına bırakılamazdı, çünkü suçluluk cezasına mahkum edilmedi. Bu nedenle Meryem, Mesih’in gerçekleştirdiği kurtarışın ilk meyvesidir. Mesih’in erdemleri sayesinde Meryem, ebediyen yaşayan ve hükmeden Oğlu ve Ebedi Baba’nın yanına, bedeni ve ruhuyla Göğe alınarak Allah’ta yaşamaktadır.

Aslında, Allah ve gerçek insan olan oğlu İsa yaşamın kaynağıdır ve hepimiz bir gün O’nun aracılığıyla dirilmemiz gerekecek, çünkü Allah bizi gerçek yaşam için yarattı ve bizleri ölümün gölgesinde bırakmaz. İsa kendisini Beytanya’da Marta’ya şöyle tanıttı: «Diriliş ve Yaşam Ben’im; Bana iman eden ölse bile yaşayacaktır” (Yuhanna 11,25) ve sözlerinin tüm doğruluğunu Lazar’ın dirilişiyle kanıtladı. Kefernahum’da yaşam ekmeği üzerine vaazında da şöyle dedi: “Babamın isteği, Oğul’u gören ve O’na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşmasıdır. Ben de böylelerini son günde dirilteceğim.” ( Yh 6,40).

Ancak nihai sonuç, imanımıza ve Mesih’e olan bağlılığımıza bağlıdır. “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir. Size doğrusunu söyleyeyim, ölülerin Allah’ın Oğlu’nun sesini işitecekleri ve işitenlerin yaşayacakları saat geliyor, geldi bile. Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğul’a da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi. O’na yargılama yetkisini de verdi. Çünkü O İnsanoğlu’dur. Buna şaşmayın. Mezarda olanların hepsinin O’nun sesini işitecekleri saat geliyor. Ve onlar mezarlarından çıkacaklar. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler.” (Yuhanna 5,24-29).

Bu nedenle inanıyor ve ümit ediyoruz ve Kilise ile “Assumpta est Maria in Caelum!” ilahisini söylüyoruz.

Selam sana, ey Meryem!

________________________________________________

Kaynak: http://www.santorosario.net/meditazioni5.htm

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.