Allah’ın gözünde her insan

Allah’ın gözünde her insan, başka her şeyden daha değerlidir!

İsa, her insanı aramak üzere “dışarı çıkan Allah”tır. Bazen O’nun ile geç karşılaşmış olduğumuzu hissederiz, ancak İncil’in iyi Haber’i, Sevgisi’nde Allah’ın son saatin işçisine ilk saatinki ile aynı ücreti ödediğini bilmektir.

O günlerde, İsa öğrencilerine şu benzetmeyi anlattı: “Göklerin Egemenliği, bağında çalışacak işçi tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan toprak sahibine benzer. Adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına göndermiş.

Saat dokuza doğru tekrar dışarı çıkmış, çarşı meydanında boş duran başka adamlar görmüş. Onlara, `Siz de bağa gidip çalışın. Hakkınız ne ise, veririm’ demiş, onlar da bağa gitmişler. Öğleyin ve saat üçe doğru yine çıkıp aynı şeyi yapmış. Saat beşe doğru çıkınca, orada duran daha başkalarını görmüş. Onlara, `Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ diye sormuş. `Kimse bize iş vermedi ki’ demişler. Onlara, `Siz de bağa gidin, çalışın’ demiş. Akşam olunca, bağın sahibi kâhyasına, `İşçileri çağır’ demiş. `Sonunculardan başlayarak, birincilerine kadar, hepsine ücretlerini ver.’

Saat beşe doğru işe başlamış olanlar gelip kâhyadan birer dinar almışlar. Birinciler gelince daha çok alacaklarını sanmışlar, ama onlara da birer dinar verilmiş. Paralarını alınca bağın sahibine karşı söylenmeye başlamışlar. `Bu sonuncular yalnız bir saat çalıştılar’ demişler. `Ama sen onları, günün yükünü ve sıcağını çeken bizlerle bir tuttun!’ Bağın sahibi onlardan birine şöyle karşılık vermiş: `Arkadaş, sana haksızlık ettiğim yok! Seninle bir dinara anlaşmadık mı? Hakkını al, git! Sana verdiğimi bu sonuncuya da vermek istiyorum. Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa elim açık diye kıskanıyor musun?’

İşte böylece sonuncular birinci, birinciler de sonuncu olacak” (Matta 20,1-16).

*** ***

“Göklerin Egemenliği, bağında çalışacak işçi tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan toprak sahibine benzer.”

İsa’nın anlattığı bu benzetmenin tamamı, sahibinin “dışarı çıkıp” “gündelik çalışma” “hareketi üzerine kurulmuştur. Bizler, kendi değişmezliğine kapalı kalmayan bir Allah’ın çocuklarıyız.

Allah’ımız dışarı çıktı ve bizi aramaya geldi ve bunu İsa aracılığıyla çok somut bir şekilde yaptı. Nitekim İsa, her insana yaşayacağı hayatının harika gününe bir neden, bir anlam vermeyi isteyen “dışarı çıkan Allah”tır. Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey, hayatın sonuna geldiğinde o hayatın buna değmesine neden olan hiçbir şeyin olmadığını hissetmektir.

Hepimizin anlam katmaya ihtiyacı vardır. İsa bunun için dünyaya geldi. Ve bu etkileşimin ne zaman başladığının bir önemi yok, önemli olan şudur:

“Adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına göndermiş. Saat dokuza doğru tekrar dışarı çıkmış, çarşı meydanında boş duran başka adamlar görmüş. Onlara, `Siz de bağa gidip çalışın. Hakkınız ne ise, veririm’ demiş, onlar da bağa gitmişler. Öğleyin ve saat üçe doğru yine çıkıp aynı şeyi yapmış. Saat beşe doğru çıkınca, orada duran daha başkalarını görmüş. Onlara, `Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ diye sormuş. `Kimse bize iş vermedi ki’ demişler. Onlara, `Siz de bağa gidin, çalışın’ demiş.”

Her birimiz hayatının belirli bir anında bu “dışarı çıkan Allah” ile karşılaşırız. Bazen O’nun ile geç karşılaşmış olduğumuzu hissederiz, ancak İncil’in iyi Haber’i, Sevgisi’nde Allah’ın son saatin işçisine ilk saatinki ile aynı ücreti ödediğini bilmektir.

O’nunki adaletsizlik değil, dünyevi mantığa göre zarara yapılan bir yatırımdır. Ancak İncil’in mantığına göre, her işçinin, yani her insanın, kazanç olsa bile her şeyden daha değerli olduğunu O’nun gözünde göstermektir. Allah bizi sayılar olarak değil, kazanmak için kaybetmeye değer olan insanlar olarak sayar.

“İsa öğrencilerine, ‘Size doğrusunu söyleyeyim» dedi, «zengin bir kişinin Göklerin Egemenliğine girmesi güç olacak. 24Yine şunu söyleyeyim ki, devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliğine girmesinden daha kolaydır’.”

İsa’nın ezici sözleri havarileri dehşete düşürüyor ve belki de bizi biraz suskun bırakıyor. Ancak böyle bir ifadenin anlamını yanlış anlamamaya dikkat etmeliyiz.

Zengin bir adam sadece mal sahibi olduğu için değil, sahip olduğu şeyde kendini güçlü hisseden kişidir. Sahip olduğu şey konusunda kendisini o kadar güçlü hisseder ki, çoğu zaman sahip olduğu şeyin kendisi olduğunu düşünür. Ancak göklerin egemenliğe girmek isteyen herkes bu iki fiili asla karıştırmamalıdır. Egemenliğe girmek isteyen kişi, ne olduğu konusunda bir özgünlük yolculuğu yapmalı, hayatının şeylerin miktarına bağlı olduğunu düşünmekten ve yaşamaktan vazgeçmelidir.

“Öyleyse kim kurtarılabilir?”

“İsa onlara bakarak, ‘İnsanlar için bu imkânsız, ama Allah için her şey mümkün’ dedi.”

İsa çok iyi biliyor ki, bizden istenileni kendi gücümüzle tek başımıza yapamayız. Kendi gücümüzle tek başımıza, yalnızca güvence, saklanacak kabuklar, bize su üstünde kalma yanılsaması veren durumlar aramaya devam edeceğiz.

Ancak Allah’ın yardımıyla kişi yalnızca hayatta kalmayı bırakıp gerçekten yaşamaya başlayabilir. Ruhsal yaşamın kendi gücümüze değil, Allah’a güvenmek olduğunu kendimize hatırlatmalıyız.

“Bunun üzerine Petrus O’na, ‘Bak’ dedi, ‘biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik. Neyimiz olacak?’”

Neden bizimle aynı fikirde olsun? Petrus’un kastettiği bu gibi görünüyor. Sonuçta, belki de cesaret alıp İsa’ya sormakta haklıdır, çünkü neden buna değdiğini unutursak, çaba ve fedakârlıklardan oluşmayan, hiçbir neden olmaksızın bir imanı yaşama riskini alırız.

İman bir çaba ya da fedakârlık değil, daha çokluk yerine en iyinin seçilmesidir. Çünkü “Benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakmış olan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak.”

 

Peder Luigi Maria Epicoco

_______________________________
www.it.aleteia.org/2020/08/19/lavoratori-vigna-pagare-ultimi-primi-vangelo/?utm_campaign=NL_it&utm_source=daily_newsletter&utm_medium=mail&utm_content=NL_it

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.