Herkes Kardeş Genelgesi: Yeni bir kardeşliğin hayali ve haritası

Herkes Kardeş, yeni, kapsayıcı ve kardeşçe bir dünya tasarlamanın ve hayal etmenin Genelgesidir. Papa Fransiskus bir kez daha Assisili Aziz Fransua’dan ilham aldı: Fransua’dan papalık adını aldıktan sonra, Yoksul Aziz’den esinlediği ikinci Genelgedir, zira diğeri Laudato si’ Genelgesidir. San Francesco Bazilikası’nın kriptasında dün kutlanan Ayin bitiminde Aziz’in mezarı nezdinde belgenin imzalanması kararı da anlamlıdır.

Herkes Kardeş Genelgesi, Assisili Aziz Fransua’nın Uyarıları’ndan alınan başlık ve teşvik ile büyük bir evrensel proje, bir yaşam ve hizmet taahhüdüdür; kardeşlik köprüleri, dayanışma ve adalet inşa etmek için her duvarı yıkarak kardeşliğe ve sosyal dostluğa olan davettir.

Papa Fransiskus, “öteki” olan ile bir diyalog açma arzusunda bu tarzın bir örneğini, tam da Kardeş Fransua’da bulmuştur (Nitekim metinde Fransua’nın Mısır’da Sultan Malik-al-Kamil ile görüşmesi olayından bahsedilir).

Fransua adında bir adam, – genelgede okuduğumuz gibi – “Rab’bine olan sadakat erkek ve kız kardeşlerine olan sevgisiyle orantılıydı.” Bu nedenle, Assisili Fransua -ilişkiler kurmanın ilk adımı olarak- diyaloğa tanıklık edip “doktrinleri dayatarak diyalektik savaş yürütmedi, ancak Allah’ın sevgisini yaydı”, ” kardeşçe toplumun hayalinin doğmasına neden olan verimli bir baba” ve “her yaratılanın huzurunda kendini küçülten bu azınlığın savunucusu” oldu.

Sekiz bölüme ayrılan Genelgede, Papa’nın kardeşlik ve sosyal dostluk üzerine zaten bilinen pek çok düşüncesi, bu papalığının diyalog arayışını amaçlayan sözlerinde ve eylemlerinde yazılan bir tür dünya bakış açısının bir özetidir (Abu Dabi’deki buluşmasını ve Büyük İmam Ahmed Al-Tayyeb ile birlikte imzalanan kardeşlik belgesini hatırlayalım). Nitekim ötekiyle bu kardeşçe ilişkiyi iyileştirmeyi ve inşa etmeyi amaçladı.

Dahası, Papa Fransiskus’un, genelgesinin taslağını hazırlamakla meşgulken patlak veren salgın hastalık nedeniyle içinde bulunduğumuz bu zor anda, insani yolculuğun küresel vizyonunun vazgeçilmezliği üzerinde durarak daha fazla düşünme konusu ortaya çıkmaktadır.

Geçtiğimiz 27 Mart’ta, sokağa çıkma kısıtlamasının ortasında, yağmur ve ortak tedirginli örtüsü altında ıssız bir Aziz Petrus Meydanı’ndan dünya çapında yükselen Allah’a yardım çağrısı olan o olağanüstü dua anını nasıl unutabiliriz!

Papa Fransiskus, geçmişte olduğu gibi bugün de, hepimizin nasıl aynı gemide olduğumuzun, Covid-19’un bu kadar çok kendimize güvenmemizin kesinliğini nasıl çürüttüğünün ve fırtınalı sulardan çıkmak için nasıl bir seferberliğin her zamankinden daha gerekli olduğunun altını çizerek bize şunu hatırlatmaktadır: “Hiç kimse kendi başına kurtulamaz.” Ayrıca yaşam tarzlarının, ilişkilerin, toplumun örgütlenmesinin ve varlığımızın yeniden düşünülmesi vazgeçilmezdir.

Ama bu bağlamda nasıl ilerlenir; iç içe dolanmış bir iplik çilesinin ucu nasıl bulunur; birçok çehrenin var olduğu bir krizden nasıl çıkılır ve sağlıklı bir dünya dengesi nasıl telafi edilir?

Herkes Kardeş metni, uçurumların ve ucu kapalı yolların vurgulandığı bir tür haritayı; aynı zamanda her birimizden başlaması gereken yeni bir bakışla nitelendirilen, yenilenmiş bir dünya düzenine ulaşmanın yolunu temsil eder.

“Tek bir insanlık ve aynı insan bedeninden oluşmuş gezginler olarak hepimizi barındıran, her birimizin kendi inancının veya kanaatlerinin zenginliğine sahip olduğu bu aynı ülkenin çocukları olarak” hayal edebilmemiz için ortak bir rüyadır, herkes kardeş!”

Kardeşliği engelleyen hakların eşitsizliği, yoksulluk, piyasa mantığı, israf kültürü ve yol açtığı yaralar gibi demokrasi, özgürlük, adalet, bencillik ve tarih duygusunun bile kaybolmuş gibi göründüğü bir toplumu belirten, güncel olayların aynası önünde paramparça olan hayallerin ve tüm o kötülüklerin birçok faktörün gözlemlenmesi başlangıç noktası olacaktır.

Papa Fransiskus, dünyayı birleştiren ancak insanları bölen benzersiz bir kültürel modeli parmağıyla işaret ederken; Papa 16. Benedik’tin “Gittikçe küreselleşen toplum bizi yakınlaştırıyor ama bizi kardeş yapmıyor” dediği etkili imgesine atıfta bulunmaktadır.

Gerçek temasların inşası ve geliştirilmesiyle bütünleştirilmediği takdirde, dinleme, karşılaştırma ve hayatın gerçek paylaşımından oluşan, ötekiyle doğrudan buluşmaya izin vermeyen bir “sanal çember” içine daralan, hakiki gerçeklik algısından uzaklaşan iletişim araçlarına da önemli bir atıf yapılmaktadır.

Kısacası, Papa Fransiskus’un, kişisel önyargıların, çıkarların, kültürel engellerin ötesine belirleyici bir sıçrama yapıp İyi Samiriyeli benzetmesinden alıntı yaparak davet ettiği ve kaybolma riski taşıyan bir yakınlıktan bahsedilir. Masa başında nasıl yeni bir dayanışma dünyasının inşa edilemeyeceğini, herkesin katılımıyla, acı çekenlere sırt çevirmemeyi yeniden öğrenen, yenilenen şefkatle kayıtsızlığı iyileştiren, omuzlarında hissettiği ortak sorumluluğunu inşa etmenin yol açtığı bir geçişle yeni bir dünya düzeninden bahsedilir.

Bu nedenle, kişiler arası ilişkiler ve sevgiye yönelim olmazsa desteklenemeyecek bir ortak dünyanın kurulması, kökeninde ancak sınırları olmayan ve varlıklarına eşit erişim hakkı veren bir dünya bakış açısında evrensel birliğe erişimin bir yolu olarak, diyalogda eğitimi, dayanışmayı, her bireyin bağımsız olarak haysiyet hakkını teşvik eder.

“Tüm dünyaya açılan bir yürek”, verimli bir değiş tokuşla, göçmenleri hoş karşılayan, onları “sadece bir ülke olarak değil, aynı zamanda bir insan ailesi olarak düşünmeye” davet eden, çeşitli krizlerden kaçanlara vazgeçilmez cevaplar sunan bir karşılıksızlıkla ve temel hizmetler, eğitim, çalışma, dini özgürlük, sosyal entegrasyon gibi haklarının tanınmasına vurgu yapan tek bir ailenin bir üyesi olmaktır. Peki, “küresel siyaset” ne kadar teşvik edebilir?

Tam da bu nedenle, Papa Hazretleri gerçek sevginin bir ifadesi olarak kendisini nasıl ortak yararın hizmetine sunacağını bilen “en iyi politikaya”; halkın değerini nasıl anlayacağını bilen ve aynı zamanda popülizmden kaçınan, ucu açık sorunlara çözüm bulmak için çeşitlilikte bile yakınsamaya izin veren “sosyal sevgiyi” savunan bir siyasete ayrı bölüm ayırmıştır.

Genelge aynı zamanda, bir reformun “Ulusların bir tek Aile olması kavramına gerçek bir somutluk verebileceği” umulan BM’ye de atıfta bulunmaktadır. “Kilise siyasetin özerkliğine saygı duysa da görevini özellerin eline bırakmayacak” kadar net bir şekilde öne çıkan bir sestir.

Burada diyalog ve sosyal dostluk, Genelge’nin metninde güçlü bir şekilde tamamen şu konuya adanmış bir bölümle geri dönmektedir: “Yaklaşmak, kendini ifade etmek, birbirini dinlemek, birbirine bakmak, birbirini tanımak, birbirini anlamaya çalışmak, temas noktaları aramak, tüm bunlar ‘diyalog kurmak’ fiilinde özetlenmiştir. Bir araya gelmek ve birbirimize yardım etmek için diyalog kurmamız gerekiyor.”

Ama bunu “Bazen insan ilişkilerine nüfuz eden zulümden, başkalarını düşünmemize izin vermeyen endişeden, başkalarının da mutlu olma hakkına sahip olduğunu görmezden gelen dikkati dağılmış aciliyetten bir kurtuluşu temsil eden bir nezaketle yapmalıyız. Durup başkalarına iyi davranmak, ‘müsaade lütfen, ‘üzgünüm’, ‘teşekkür ederim’ demek için zaman ve enerji bugün nadiren bulunmaktadır.

Böylelikle, Papa’nın hakikatle, “barış zanaatkarlığı” ile, hatırayla, unutmak değil, daha ziyade kötülük yapan yıkıcı gücün hakimiyetinden vazgeçmek anlamına gelen affetmeyle nitelendirdiği eylemlerde tanımladığı katı varsayımlara dayanarak, yeni suçları önlemek ve kamu yararını gözetmek için intikamdan kaçan ancak mağdurlara olan saygı uğruna adalet arayan “yeni bir buluşmanın yolları” açılabilir. Savaşa ve ölüm cezasına karşı tavır almak da sabittir.

Savaş “geçmişin bir hayaleti değil,” “dünyayı bulduğundan daha kötü bırakan” “sürekli bir tehdit,” “siyasetin ve insanlığın başarısızlığı, utanç verici bir teslimiyet, güçlerin karşısında bir yenilgi” haline geldi. kötü. Teorik tartışmalar üzerinde durmayalım, yaralarla temasa geçelim, zarar görenlerin etine dokunalım.”

Ölüm cezasına gelince – Genelgede yazdığı üzere – “Papa Aziz 2. Yuhanna Pavlus, açıkça ve kesin bir şekilde beyan etmiştir ki, -ölüm cezası- ahlaki düzeyde uygunsuzdur ve artık cezai yaptırım düzeyinde gerekli değildir.” Bu nedenle Papa Hazretleri, verilen cezayı bir intikam olarak değil, mahkumların iyileşme ve sosyal telafilerinin bir süreci olarak görmeye çağırır.

Son olarak, genelge, dinlerin dünyadaki kardeşliğinin hizmetindeki rolü konusuna değinerek, tüm dinlerden inananlar için din özgürlüğünün güvence altına alınması ihtiyacını hatırlatarak, farklı inançlar arasında bir barış yolunun nasıl mümkün olduğunun altını çizmektedir. Şiddet yalnızca dinin bozulmuşluğunun bir ifadesidir, öyle ki “bazen köktendinci şiddet bazı gruplarda liderlerinin tedbirsizliği tarafından açığa çıkarılır.”

Papa Fransiskus, dinler arasında da bir diyalog sağlamak amacıyla, Genelge’nin sonunda, Büyük İmam Ahmed Al-Tayyeb ile imzalanan barış, adalet ve kardeşlik çağrısını önererek iki yakarış duası belirtmektedir – Yaradan’a dua ve Hristiyan ekümenik dua – ve belgenin ilham kaynaklarının altını çizmektedir: Assisili Aziz Fransua, Martin Luther King, Desmond Tutu, Mahatma Gandhi ve “daha birçokları.”

Kutlu Charles de Foucauld’a yöneltilen son bir düşünce: “Allah’a tam bağlılık idealini, Afrika çölünün derinliklerinde terk edilmiş en sonuncularla özdeşleşmeyi gerçekleştirmek üzere gitti. Bu bağlamda, herhangi bir insanı bir kardeş gibi hissetme arzusunu ifade etti (…). Nihayetinde ‘evrensel kardeş’ olmak istiyordu. Ama sadece en sonuncularla özdeşleşerek hepimiz için bir kardeş oldu. Allah her birimiz üzerinde bu ideale ilham versin.”

 


Elisabetta Lo Iacono

04 Ekim 2020

Kaynak: SERAPHICUM PRESS OFFICE

https://www.seraphicum.org/news_scheda.asp?ID=1295#centro

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.