CARLO ACUTIS – Kutlu mertebesinde bir genç

D. 3 Mayıs 1991 Londra, İngiltere – Ö. 12 Ekim 2006 Monza ve Brianza

Andrea Acutis ve Antonia Salzano’nun en büyük oğlu olan Carlo, 3 Mayıs 1991’de, ailesiyle birlikte babasının iş gereği kaldığı Londra’da doğdu. Çocukluğunu Milano’da, sevdiklerinin şefkatiyle ve Rab’bi hemen sevmeyi öğrenerek geçirdi. Rab’bi o kadar çok sevdi ki, henüz yedi yaşındayken İlk Komünyon’a kabul edildi.

Milano’daki Santa Maria Segreta Kilisesi onun sık sık uğradığı ibadet mekânıydı. İlkokul ve ortaokuldaki Marcelline Rahibeleri’nin öğrencisi; daha sonra lisede Cizvit Rahipleri’nin öğrencisi olarak, İsa ile dostluk ve Meryem Ana’ya olan evlat sevgisini yaşamaya kendisini adadı. Etrafındaki insanların sorunlarına özen gösteriyor, aynı zamanda kendi kendine öğrenmiş olsa bile, yeni teknolojileri ustaca kullanıyordu.

Aniden bir tür lösemiye maruz kaldı ve bu durumunu Papa’ya ve Kilise’ye olan sevgisi uğruna bir sınanma olarak yaşadı. 12 Ekim 2006’da Monza’daki San Gerardo Hastanesi’nde on beş yaşındayken bu dünyaya veda etti. 5 Temmuz 2018’de, Papa Fransiskus, 6 Nisan 2019’dan itibaren Assisi’de Santa Maria Maggiore – Spogliazione Kilisesi’nde naaşı yatmakta olan Carlo’yu, “Hürmetli” ilan eden kararnamenin ilanına izin verdi.

Aynı yıl, Papa Hazretleri Sinod sonrası havarisel Teşvik olan “Christus vivit”te Carlo’dan bahsetti. Carlo’nun şefaatine atfedilen bir mucize kabul edilerek 21 Şubat 2020’de ilan edilen ilgi kararnamenin akabinde, onu takip eden 10 Ekim’de Assisi’de resmen “Kutlu” mertebesine getirildi.

Belki bir gün, çok da uzakta olmayan biz zamanda, internetin Aziz’i ve tüm siber internet gezginlerinin koruyucusu olarak resmi yoldan bir azizimiz olur. Hâlihazırda, daha şimdiden, akranları gibi internetin “hayranı” olan 15 yaşındaki Carlo Acutis gibi güçlü bir şefaatçimiz var; ancak pek çok insanın aksine, Carlo Acustis internetin “İncil müjdelemek ve din öğretisi için bir araç” olması gerektiğine inandı.

14 yaşında tasarladığı ve yarattığı, tüm dünyayı dolaşan ve Efkaristiya’nın “Cennet’e götüren yol” olarak Carlo’nun kendi yolunun ne kadar gerçek olduğuna tanıklık eden bir sanal sergi internette hâlâ mevcuttur (www.miracolieucaristici.org). Evet, çünkü Carlo, berrak ve heyecanlı geçen 15 yılı, yaşama arzusu ve dışa doğru ışıldayan neşesiyle, ama her şeyden önce, biz yetişkinleri sorgulayan ve meydan okuyan inancıyla hâlâ bir gizem olmaya devam ediyor.

 

***

 

Hayatı

Carlo Acutis, ebeveynin işi nedeniyle bulunduğu Londra’da 3 Mayıs 1991’de doğdu. Başka insanlar gibi Milano’da büyüdü, ama dini uygulamalara gösterdiği belirli bir eğilim nedeniyle diğerlerinden farklıydı. Nitekim henüz 12 yaşındayken Kutsal Ayin’e her gün katılmaya başladı.

Ama hepsi bu kadar değil: Ergenlikle eş zamanda, günlük Tespih ve Efkaristiya’ya Tapınma Duasına da katılmaya başladı, çünkü “Bir insan güneşin önünde durduğunda bronzlaşır… Kendisini Efkaristiya-İsa’nın önüne koyduğunda ise aziz olur” diyordu.

Evet, azizlik: Okulda, arkadaşlarıyla bir pizzacıda veya bir futbol maçı için meydanda onu “farklı” bir şekilde ayakta tutan takıntısı, hedefi, trampleni buydu. Her gün kutsal Ayin, Komünyon ve Tespih duası; Kutsal Kitap’tan günlük bir kesit, biraz Efkaristiya’ya tapınma duası, günahlarının haftalık itirafı, başkaları için bir şeyden vazgeçme isteği gibi, azizliğe doğru büyük bir arzu bağlamında “aziz olma kitini” kendine saklamıyor, bunları oldukça sade bir şekilde herkese cömertçe sunuyordu.

Azizliği bu kadar arzulayan biri için Cennet’te birlikte bulunacak dost aramak normaldir. Bu yüzden web sitesinde “genç” azizlerin yer aldığı “Cennet’te kaç arkadaşım olduğunu öğrenin” bölümü var, azizliğe hızlıca ulaşanlar var.

O da hiç yaşlanmayacağına ikna olmuş, “Genç öleceğim” diye tekrarlardı, ama bu arada gününü kasırga misali hızlı aktivitelerle dolduruyordu: Din dersi öğrenci çocuklarıyla, Caritas Yardım Kuruluşu sofrasının yoksullarıyla, kilise mekânlarının dua etkinliklerinde yer alan gençlerle zamanını geçiriyordu.

Bir görevden bir diğerine geçerken, yine de saksafon çalmaya, futbol oynamaya, bilgisayar programları yaratmaya, video oyunlarıyla eğlenmeye, sevdiği dedektif filmleri seyretmeye, köpekleri ve kedileriyle küçük filmler çekmeye yine de zaman bulabiliyordu. Tüm bunların yanı sıra doğal olarak, Milano’daki “Leone XIII” Lisesi’nde dereceyle (sınıfının en iyisi olmasa bile) öğrenimine devam ediyordu.

Arkadaşları tarafından seviliyordu, arkadaşlık ortamına neşe esintisi getiriyor, diğerleri gibi yükseklik aramıyordu; her zaman ölçülü, duygularına ve dürtülerine hâkimdi. Bu sayede ona karşı çıkanlar ve onunla alay edenler bile sonunda ona karşı büyüleniyor ve ondan etkileniyordu.

Sonra birdenbire, berrak gökyüzü mavisinden sıra dışı bir şekilde şimşek çakar gibi lösemi hastalığı hayatında beliriverdi. Hiçbir çıkış yolu bırakmayan akut lösemiyi, Papa’ya ve Kilise’ye olan sevgisi uğruna bir gülümsemeyle hayatında karşıladı. Şifa aradı çünkü hayatı seviyordu, ama Sevdiği Rab ile buluşmasında olduğu gibi ölümle de gülümser şekilde buluşacaktı, zira ölümden kaçınamayacak hiçbir şey olmadığını biliyordu.

12 Ekim 2006’da hayata gözlerini yumdu ve onu, azizler arasında en çok sevdiği ve ruhunu canlandırmak için memnuniyetle tekrar tekrar gittiği Aziz Fransua’nın şehri Assisi’de yalın toprağa gömdüler. Assisi şehir mezarlığına gömüldü, ancak Ocak 2019’da naaşı, aynı yıl 6 Nisan’da aynı şehirdeki Santa Maria Maggiore Kilisesi’ne nakledilmek üzere kazılarak çıkarıldı.

İngiliz filozof Edward Young’dan alıntı yaparak, “Hepimiz orijinal doğarız, ancak birçoğumuz fotokopi olarak ölürüz” demeyi severdi. Kilise hukuku kurallarının öngördüğü beş yıldan hemen sonra, Monza topraklarında bulunan Milano Episkoposluğu’nun, onun kutlu ilan edilmesi ve azizlik davasının ilk aşamalarını başlatması, açıkçası onun bu sözlerden kaçtığı hedefi olacaktı.

15 Şubat 2013’te Lombardia Episkoposluk Konferansı, azizlik sürecinin başlangıcına onay verdi ve ardından 13 Mayıs 2013’te Kutsal Vatikan Makamının yetkisi ulaştı. Onay davasının başlaması için yetki verildi, Episkoposluk inceleme süreci başlatıldı. İlk oturum 12 Ekim 2013’te; son oturum ise 24 Kasım 2016’da gerçekleşti.

5 Temmuz 2018’de, Papa Fransiskus, Carlo’nun “Hürmetli” ilan edilmesini sağlayan kararnamenin yayınlanmasını onayladı. Bu arada İtalya’da ve yurtdışında, hayatını sıradan sürdürmesi bile olağanüstü bir şekilde azizliğe götüren bu çocuğun şöhreti ve saygınlığı gittikçe artıyordu.

14 Kasım 2019’da, Azizlerin Davasını İnceleme Tıp Konseyi, 2013’te meydana gelen bir mucizevi olayın hakkında olumlu görüş bildirdi. Bu olay, pankreasın nadir bir konjenital anatomik anomalisi olan, önemli sindirim bozukluklarından muzdarip Brezilyalı bir çocuğun iyileşmesiydi. Nitekim çocuğun ebeveynleri ve ait olduğu tüm Kilise cemaati birlikte duada buluşarak, hasta çocuğun şifası için Carlo’nun şefaatine başvurmuşlardı.

Papa Fransiskus, 21 Şubat 2020’de, Azizlerin Davaları Kongregasyonu Başkanı Kardinal Giovanni Angelo Becciu’yu görüşmede kabul ederek, şifanın mucizevi olarak gerçekleştiğinin kabul edildiği ve Carlo’nun şefaatiyle elde edildiğini belirten kararnamenin ilan edilmesine onay verdi.

Onun kutlu mertebesine getirilmesi töreni 10 Ekim 2020’de Assisi’deki Aziz Fransua Üst Bazilikası’nda gerçekleşti. Kutsal Ayin, Papa’nın temsilcisi olarak San Francesco Bazilikaları ve Santa Maria degli Angeli Kilisesi Papalık Elçisi Kardinal Agostino Vallini tarafından yönetildi. Kutlu Carlo’nun anısına kutsal Ayin litürjisi, onun Cennet’teki doğumunun aynı günü olan 12 Ekim’e sabitlendi.

Derleyen: Gianpiero Pettiti ve Emilia Flocchini

***

Carlo Acutis, tanınmış ebeveynler olan Andrea ve Antonia’nın o sırada iş nedeniyle bulundukları Londra’da 3 Mayıs 1991’de doğdu. Aynı yılın Eylül ayında, üçü de şehirleri olan Milano’ya döndü.

Çok kısa sürede Carlo, olağanüstü zekâya, dolayısıyla bilgisayarları ve bilgisayar programlarını kullanma konusunda mükemmel bir yeteneğe sahip bir çocuk olduğunu ortaya koydu. Sevecendi, anne ve babasını çok seviyor, büyükanne ve büyükbabasıyla vakit geçiriyordu.

Milano Marcelline Rahibeleri’nde ilk ve ortaokula gitti, ardından Cizvit Rahipleri tarafından yönetilen Liceo Classico Leone XIII’e geçti. Denizi severdi, gezer, sohbet eder, evin çalışanlarıyla arkadaş olurdu, yüreği herkese açıktı, herkesi selamlar ve söz yöneltirdi.

Sokakta tanıştığı, ister soylu ister dilenci olsun herkesle konuşmakta hiç zorlanmaz, neşeli bir mizacı vardı. Hiç kimse onun gerçekten iyi olan yüreğinden asla dışlanmazdı.

 

Her şey İsa uğruna

Ama Carlo’yu akranlarından bu kadar çok ayıran neydi? Hayatta olduğu zamanlarda kısa sürede özel bir Kişi’yi keşfetti: Mesih İsa. Büyüdükçe delicesine O’na âşık oluyordu. Çocukluğundan itibaren İsa’yı tanıması hayatını değiştirmişti. Carlo O’nda Dost, Hoca, Kurtarıcı, varoluşunun yegâne sebebini bulmuştu. Her bakımdan arkadaşlarınınkine benzer günlük yaşamında İsa olmadan hiçbir şey onun yaşamında anlamlı değildi ve bu karşı konulamaz Sırrı kendi içinde saklıyordu.

Carlo, imanın yaşandığı ve somut işlerle tanıklık edildiği derin bir Hristiyan ortamında büyüdü; ancak İsa’yı büyük bir coşkuyla izlemeyi özgürce seçen kendisiydi. Geçici ve bayağılık üzerine kurulu bir dünyada, çoğu kaybetmiş ya da unutmuş olan, çoğu kişinin itiraz ettiği İsa’ya ve İncili’ne tanıklık etti. Kendini dünyaya bir istisna olarak sunmaktan (evet, öyleydi!) ve bugün hâkim olan zihniyete karşı ters akıntıda ilerlemekten korkmadı.

İsa’nın ardından gitmenin büyük bir tevazu ve büyük bir fedakârlık gerektirdiğini biliyordu. Onun hayat örnekleri Fatima’lı Küçük Çobanlar, Jacinta ve Francesco Marto; Aziz Domenico Savio, Aziz Luigi Gonzaga ve Efkaristiya uğruna şehit olan Aziz Tarcisio idi. Carlo, varoluşlarıyla İsa’nın ihtişamını anlatan bu küçük Azizler topluluğuna sürekli bir uyumla dâhil oluyor ve İsa ile sürekli dostluk ve lütuf içinde yaşamak için kendini feda etmeye kadar adıyordu. Böylece kısa sürede hayatı için iki temel sütun bulmuştu: Efkaristiya ve Meryem Ana.

 

Kutsal Ekmek sayesinde hayat değişimi

Hayatı tamamen Efkaristiya ile bütünleşmişti: Yalnızca İsa’nın Bedeni’ni ve Kanı’nı sevmekle ve derinden tapmakla kalmıyor, aynı zamanda kendinde Efkristiya’nın kurban ve kefaret yönünü de memnuniyetle karşılıyordu.

Henüz 7 yaşındayken Perego’nun Romite di S. Ambrogio ad Nemus Manastırı’nda aldığı ilk Komünyon’dan itibaren, sunağın çok kutsal Efkaristiya’sına büyük bir bağlılık beslemişti. Bu bağlılığındaki inanış, İsa’nın yarattıklarının yanında, Rab ve var olan en büyük Dost olarak gerçekten mevcut olduğunu bildiği ve buna inandığı sunak kutsallığıdır.

Her gün ama her gün, kutsal Ayin ve Komünyon’a katılıyordu: Çağımızın bir çocuğu olan onun gibi biri için inanılmaz ama aynı zamanda gerçektir. Sevgiyle büyülenmiş gibi göründüğü Efkaristiya muhafazası önünde sessizlikte tapınma duasına çok zaman ayırıyordu. O halde gerçek şu ki, Efkaristiya Gizemi’nden, İsa’nın her insana olan sonsuz sevgisini anlamayı öğrendi.

Bütün bunlar onun için sürekli bir “adanmışlık okulu” oldu, öyle ki onun dürüst ve iyi olması yeterli değildi, ama kendisini Allah’a adaması ve kardeşlerine hizmet etmesi gerektiğini hissediyordu: Azizliğe yönelip aziz olmak! Buradan da ruhların kurtuluşu için çalışma hevesi doğdu. O sadece dua etmekle yetinmiyordu -ki bu zaten büyük bir şeydir,- aynı zamanda İsa’dan, Meryem Ana’dan, Son Zamanlardan (=Son olaylar: ölüm, Allah’ın son yargısı, cehennem, cennet) ve ölümcül günah yüzünden sonsuz azapla kendini yitirme riskinden söz ederdi.

Carlo, her şeyden önce İsa’dan uzakta yaşayanlara, O’na karşı kayıtsız kalan ve günah işleyenlere yardım etmeye çalışıyordu. Çoğunlukla, kutsanmış Ekmek’te canlı attığını hissettiği İsa’nın Yüreğine karşı ve ilahi Sevgi’ye karşı işlenen günahları ve suçları kendisine sunar ve onarılması için dua ederdi.

Azize Margaret Mary Alacoque gibi, o da güvendiği ve her gün kendisini emanet ettiği İsa’nın Yüreği’ne tüm insanların ruhlarını götürme arzusunu kendi içinde besliyordu. Özellikle, İsa’nın 1675’te Azize Margaret Mary’ye verdiği “büyük vaat”e göre, her ayın ilk Cuma günü günahları onarmak ve Cennet’i hak etmek için Komünyon alıyordu. Yazdıkları arasında, “ruhun notları”, belki de en güzel açıklamayı sunar: “Efkaristiya mı? Cennet’e giden otoyolum!”

Efkaristiya’ya yaklaşmanın bu özenli ve günlük alışkanlığı, onu yakından tanıyan rahipler ve arkadaşları tarafından da teyit edildiği üzere, İsa’ya olan sevgisini canlandırıyor ve yenilerken İsa’yı onun en yakın bir Arkadaş’ı kılıyordu. Ancak İsa, onun derin ruhsallık yolundaki aşamalarını kısa tutmuştu.

Bunun nedenini biliyoruz: Bu yeryüzündeki varoluşu kısa sürecekti ve mükemmelliğe giden yol onun tarafından kısa sürede kat edilmek zorundaydı.

Carlo kaçmadı ve geri çekilmedi; kendisini çevreleyen toplumdan çok farklı olduğunu bilse de, azizliğin aslında yaşamın kuralı olduğunu da öğrendi: İsa’nın onu Kendisi için seçtiğinden emin şekilde, “en iyi kısmın” ondan alınmayacağını bilerek, İsa’nın onu elinden tutarak yönetmesine izin verdi. Allah tarafından sevildiğinin kesinliğini kendi içinde hissetmişti ve bu, karşılığında Gerçek ve Sevgi olan İsa’nın bir elçisi olması için yeterliydi.

 

Mesih İsa’nın müjdecisi

Her zaman yardım ettiği okul arkadaşları tarafından, bazen çok derin imanıyla alay edilse de, takdir ve saygınlık gördü. O asla kendinden uzaklaşmazdı, ama İsa ile karşılaştığının farkındaydı ve O’na sadık kalabilmek için çoğunluğa meydan okumaya da hazırdı ve “Çoğunluk, yalnızca Gerçeği söylediğinde haklıdır, sırf sayı olarak çoğunluk olduğu için değil” diyordu. Bu nedenle, eleştiriden ve alaydan korkmazdı, zira İsa’nın davası uğruna yoldaş ve arkadaş edinme konusunda bu durumların kaçınılmaz olduklarını bilirdi.

Evet, Carlo ruhları fethetmek istiyordu ve sırf onu tanıdıkları ve onunla konuştukları için Katolik Kilisesi’nde Vaftiz edilmek isteyen Hristiyan olmayan başka dinlerden insanlar oldu.

Deli dolu ve küçük yaşına rağmen, Carlo bir bilgisayar dehasıydı. Temeli sağlam ve çalışkan inancından dolayı ruhsallığın savunucusuydu. Arkadaşları, bilgisayarı en iyi şekilde nasıl kullanacaklarını öğretmesini ondan beklerlerdi ve Carlo, programları ve komutları açıklarken, konuşmalarını ebedi Hakikatlere, Allah’a doğru yönlendirirdi.

Tabiri caizse, seferber olmuş ve Efkaristiya olan İsa tarafından ele geçirilmiş olarak o, İncil müjdeleme ve din dersi verme fırsatlarını hiç kaçırmazdı. Gösterdiği örneği ve ikna edici sözüyle, kurtuluşun Gizemlerini net ortaya koyardı. Diyebiliriz ki eşsiz bir cazibe yayıyordu ve olağanüstü bir etkiye sahipti; onun çağına ait olmayan bir yetkinlik gözlemleniyordu. Arkadaşları şimdi Carlo’nun, İsa’nın gerçek bir tanığı ve İncil’in müjdecisi olduğu konusunda hemfikirdir.

İncil’i herkese duyurmak için büyük bir müjdecilik çabasının gerekli olduğunu anlamıştı. Kutlu Giacomo Alberione’nin (1884- + 1971) kitle iletişim araçlarını İncil’in hizmetinde kullanma sezgisini takdir ediyordu. Onun amacı en gerçek müjdecilerdi: Mümkün olduğunca çok insana ulaşmak ve onlara İsa ile dostluğun güzelliğini ve sevincini anlatmak istiyordu. Bu gerçeklik görüşünde, hayatını feda etmeye kadar İncil’i her canlıya götürmeye çalışan, Ulusların Havarisi Aziz Pavlus’u örnek aldı.

Carlo Acutis, Kilise’nin gerçek bir evladıdır: Kilise için dua etti ve fedakârlıklarda bulundu. Sürekli düşüncesi, ister Papa Aziz 2. Yuhanna Pavlus ister 16. Benedikt olsun, Mesih’in Vekili olduğuna inandığı ve öyle kabul ettiği Papa’ya yönelirdi: Papa Hazretleri için kefaret ve dua sunardı. Papa’nın öğretisini dinleme ve onu takip etme konusunda tutkuluydu. Böylece, sıradan olmayan imana dair bilgisini özellikle yaşına göre çok daha olgunlaştırmıştı: İman kavramlarını anlar ve bir ilahiyatçının bile daha iyi kullanamayacağı basit ve anlaşılır kelimelerle onları açıklardı.

Hem mahalli kilise rahibini hem de başka din adamlarını ve tanıştığı ve onu dinlediği insanları hayrete düşürüyor ve büyülüyordu. Ona yaklaşanlar temel bir kesinlik ile ondan ayrılırdı: İsa gerçekten bugün bile insanlığın beklediği tek Kurtarıcı’dır ve insanın yüreğini tamamen doldurabilecek tek Kişi’dir.

 

Meryem Ana’ya adanma

Hayatını üzerine inşa ettiği diğer temel dayanak Meryem Ana’dır: Tüm hayatını çok kez ona adamıştır; Meryem Ana’nın hiçbir şeyi reddetmediğinden emin olarak, ihtiyaç anında ona yakarmıştır. Meryem Ana’ya olan güçlü bağlılığını göz önünde bulundurmadan Carlo hakkında konuşmak imkânsızdır.

Meryem Ana’nın Lourdes ve Fatima’daki görümlerinden büyülenirdi ve oradan gelen tövbe, kefaret ve dua mesajlarını yaşardı. Fatima’dan Meryem’in Lekesiz Yüreği’ni sevmeyi, dua etmeyi ve birçoklarının Meryem’e sebep olduğu incitmeleri telafi etmek için fedakârlık yapmayı öğrendi.

Bakire Azize Meryem onun Arabulucusu, Annesi’ydi: Ona olan sevgisiyle, Tesbih’in günlük duasına sadık kalırdı; Meryem’e olan bağlılığını tanıdıkları arasında yayar, Lourdes ve Fatima dâhil, Meryem Ana’ya atfedilen ibadet mekânlarını ziyaret ederdi. “Onun” azizleri arasında Azize Bernardette Sobirous’u ve Fatima’nın kutlu Çoban Çocukları’nı tercih ederdi ve pek çok kişiyi Meryem Ana’nın mesajlarını yaşamaya davet etmek için bu azizlerden memnuniyetle söz ederdi.

Fatima’lı Rahibe Lucia tarafından bildirildiği gibi Cehennem görünümünün anlatımından etkilenmişti ve bu nedenle mümkün olduğunca çok insanın ruhlarını kurtarmak için yardım etmeye karar verdi. Bir çocuk için imkânsız gibi görünse de Carlo, Araf’taki ruhların acılarını anlattığı Genovalı Azize Caterina Fieschi’nin Araf Üzerine İnceleme‘yi (1447-1510) okudu. Carlo, Araf’taki ruhların kurtuluşu için dualar, kefaretler ve Komünyonlar sundu.

İmanın büyük Gerçeğine kapalı bir dünyada, Carlo vicdanları yoklar ve asla batmayan “Öte”ye sık sık bakmaya bizi teşvik ederdi. Ailede, okulda, toplumda Ebediyet’e tanıklık ederdi. Bir melek kadar saf yaşardı, saflığını Meryem Ana’ya emanet ederdi ve dua yaşamlarına çok ilgi duyduğu manastır rahibelerinden saflığı için dua isterdi. Kendisinin de dâhil olduğu tartışmalarda, boşanmaya karşı aile kurumunun kutsallığını, kürtaj ve ötenaziye karşı yaşamın kutsallığını savunurdu.

Taviz vermezdi. Alçakgönüllü ve alevliydi. İnançta bulaşıcı ve Gerçeğe dair ve Mesih’e olan sevgide her yeri tutuşturan ve ateşleyen bir alev gibiydi.

 

“Hemen Cennet’i istiyorum”

Bunun hakkında daha fazla yazmaya gerek yok; çünkü çok etkileyici, onunla ilgili güzel hikâye, Nicola Gori’nin “Cennet’e giden yolum Efkaristiya” adlı kitabında anlatılmaktadır (Carlo Acutis’in Biyografisi, S. Paolo, Milano, 2007).

Bu eti-kemiği olan melek, Ekim 2006’nın başında çok ciddi, tedavi edilemez bir lösemi türüne maruz kaldı. Hastaneye kaldırıldı. Korkmuyordu, ama diyordu ki: “Araf’a gitmemek ve doğruca Cennet’e gitmek için, çekeceğim tüm acıları Papa ve Kilise aracılığıyla Allah’a sunuyorum.”

Sık sık günahlarını itiraf ediyordu, ama artık onu kucaklamayla karşılayacak İsa’yı bekliyordu. Kendisine hasta yağı sürüldü ve ebedi yaşam için son Komünyon olarak İsa’yı aldı. Herkese güzel bir bakışla, benzersiz bir cesaretle gülümsüyordu.

12 Ekim 2006 sabah saat 6.45’te, henüz 15 yaşındayken Carlo Acutis sonsuza dek Allah’ı olduğu gibi görmeye gitti. Yaşça küçük ama büyük, İsa Mesih’in harika bir samimi arkadaşı ve havarisi oldu.

Sadece ilahi Kurtarıcı ve O’nun Kilisesi böyle çocuklar yaratabilir, Montalembert’in yazdığı gibi, “Bugün bile, çarmıhta asılı Olan’ın, gençliği ve sevgiyi kendine çekmeye devam edeceğinin bir işaretidir.”


Derleyen: Paolo Risso

http://www.santiebeati.it/dettaglio/93910

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.