AZİZE KLARA

Azize Klara 1193/94’te Assisi’de (İtalya) doğdu. 11 Ağustos 1253’te aynı yerde altmış yaşında öldü. İki yıl sonra Papa 4. Alessandro tarafından Azize mertebesine getirildi. Televizyonculuğun koruyucu Azizesi’dir. İsminin anlamı Latinceden gelir ve “şeffaf, şanlı” anlamındadır ve simgesi zambaktır.

Hayatının en önemli olayları

Klara, asil ve zengin bir Offreducci Ailesi’nde doğdu. Aziz Fransua tüm kıyafetlerini çıkararak babası Bernardone’ye onları teslim etme davranışını gerçekleştirdikten sonra (1206), Klara, Aziz Fransua’dan esinlendiği yoksulluk ve dua ile taçlanmış sade yaşamına adım attığında henüz on iki yaşındaydı.

Klara, Aziz Fransua ve yoldaşlarının hayatının yeniliğini ve temelini anlamıştı. Yakın bir kız arkadaşıyla gizlice Fransua’yı ziyaret ederek onu tanımaya karar verdi. Fransua’nın ona sunduğu ideal yaşam ilkelerine karşı konulmaz bir şekilde ilgi duydu. Onun örneğinin cazibesine kapılarak, İncil’in idealini yaşamak istedi.

1211/1212 yılında, kız arkadaşı Quelfucciolu Pacifica’nın eşliğinde Klara, rahibe olmak üzere evden kaçarak, küçük bir kırsal kilise olan S. Maria Degli Angeli (Porziuncola) Kilisesi bünyesinde Fransua’ya katıldı. Bu kilisenin etrafında rahiplerin ilk konutları yer alıyordu. Orada, Meryem Ana’nın sunağının önünde, Fransua onun saçını kestirip Fransisken kıyafetini giydirdi ve bu şekilde onu tövbe hayatına adamış oldu. Bu fevri bir olay değildi, zira hayatına mal olabilecek, önceden uzunca düşünülmüş bir eylemdi. Nitekim o zamanlarda genç bir soylu kız, tamamen ailesinin mülkiyeti gibiydi.

Hemen ardından, Fransua Klara’yı, akrabalarının onu oradan koparmaya çalıştıkları Bastia yakınlarındaki San Paolo Benediktin Rahibeleri’nin Manastırı’na götürdü. Birkaç gün sonra Klara, Assisi yakınlarındaki Panzo’da bulunan Sant’Angelo Manastırı’na taşındı. Kısa süre içinde, kendisine candan bağlı olduğu Kız Kardeşi Agnese ve yaşam kurallarını çekici buldukları diğer genç kadınlar ona katılacaktı.

Sonunda, Assisi yakınlarındaki kırsalda, şehir surlarının dışında bulunan küçük bir kilise olan San Damiano Kilisesi’ne yerleşti. Fransua burada Mesih İsa’nın kendisine şöyle seslendiğini duymuştu: “Kilisemi onar!”

San Damiano’da Klara, Papa 9. Gregorius’tan “yoksulluk ayrıcalığı” belgesini elde ederek “Yoksul Münzevi Rahibeler” Düzeni’ni kurdu. Fransua da temel olarak ilk yoldaşları için düşündüğü aynı canlı yaşam biçimini ona verdi.

1250’de Klara, ilk kez bir kadın tarafından yazılan bir Kural getirdi. Klara Kural’ı sanki bir insanmış gibi bağrına bastı ve onu öptü. Nitekim sembolik olarak da öyle olan Kural için Papalık onayı iki yıl sonra, 9 Ağustos 1253’te, Klara’nın ölümünden sadece iki gün sonra geldi. 11 Ağustos’ta Klara şu sözlerle Allah’a şükrederek öldü: “Sen, kutsanmış ol, ey beni yaratan Rab.”

Allah’a armağan edilen bir hayat

Azize Klara’nın yaşamındaki değişimin temel ilkesi, herhangi bir canlıda kıyaslanamaz değerde olan eşsiz bir hazine olarak Allah’ın akıl almaz zenginliğini görmüş olmaktır. Klara, genç yaşına rağmen, temeli Allah’a dayanan sevgisinden gelen bu gerçeği, hayatındaki değişiklikleri gören Aziz Fransua sayesinde keşfetti. Fransua’nın yardımıyla Klara, manastırın inziva hayatında yoksulluk kuralına kökten uyulduğu, derin ruhsallık ve tövbekâr bir hayat seçti.

Dallar Pazarı günü 1211/1212’de Klara, insanlığın tek Babası olan Allah’ın kendisi için hazırladığı evde yaşamak için babasının evinden sonsuza kadar ayrıldı.

Assisili Klara’nın resmi Efsanesi şu şekilde anlatır: “Ertesi gece, Aziz’in buyruğu uyarınca hazırlanırken, hizmetkârlardan biri eşliğinde, istenen kaçış girişimi başladı. Her zamanki kapıdan çıkmak istemeyerek, ağır tahta ve taşlarla tıkalı başka bir kapıyı inanılmaz bir güçle kendi eliyle açtı.” [1]

Onun bu eylemi şu anlama gelir: Zenginlik dünyasını terk etmek, yaşam tarzı ve değerleri aracılığıyla toplumun sunabileceği güvenceyi bırakmak; tek ve eşsiz İyi olan Allah ile bilinmeyen bir yaşam yoluna girişmek.

Klara lüks kıyafetlerini terk etti ve onları babasına vererek son derece yoksul tövbe elbisesini giyindi. Alenen yerine getirilen Fransua’nınkine benzer bu davranış, aile bağlarının gücünden kopma ve kendini Baba’ya emanet etme isteğini ifade eder. Nitekim Fransua, Assisi Meydanı’nda kıyafetlerini halkın gözü önünde çıkarmıştır.

Aynı zamanda Klara’nın bu şaşırtıcı çıkışı, daha sonra yazılarında yer alan Mesih’in “Güvey”[2] olarak görülmesi üzerinden yorumlanmalıdır. Klara “evden” çıktı. Ezgiler Ezgisi’nde olduğu gibi dışarı çıkmak, Mesih olan “Güvey”i aramak için dışarı çıkmak demektir.

Azize Klara’nın biyografisini yazan kişi için bu davranışın evlilik ilişkisini simgeleyen bir anlamı vardır. Bu tövbe hayatı, Aziz Fransua ve yoldaşlarınki gibi, Güvey Mesih İsa ile bir bağ kurmak için baba evinden ayrılmaktır. Klara, yoksulluğunu Mesih’le birlikte yaşamak ve O’nun çarmıhtaki ıstırabı ve ölümüyle gerçekleşen Sevgisi’nde kalmak istemektir.

Fransua ve Kardeşleri, Klara’yı aralarına kabul ederek onun saçlarını kestiler. Bu davranışın sembolik bir değeri vardır ve Klara’nın artık Mesih’e ait olduğu anlamına gelmektedir. Prag’lı Kutlu Agnes’e yazdığı Birinci Mektup’ta Klara, Agnes’in de Allah’ın Oğlu Mesih için beslediği aynı sevgi ilişkisini tanımlamak için evlilik imgesi kullanmaktadır.

İlahi ve sonsuz zenginliğine rağmen Mesih, insan doğasını kabul ederek kendini yoksul kıldı: Mesih’teki Allah’ın beşeri yoksulluğu Klara’nın O’na olan sevgisini alevlendirmiş; bu sevgi, onun yoksul yaşamında deneyimlenmiştir. Bu da ilahi Sevgi’ye sevgiyle dokunmayı ve İsa ile birlik içinde olmayı mümkün kılmıştır (n. 5-17). [3]

Prag’lı Kutlu Agnes’e İkinci Mektup’ta, Klara, Mesih İsa ile olan ilişkinin ifadelerini (n. 18-24) evlilik ilişkisi imgesine dayalı geliştirmeye devam etmiştir: O’nu izleme arzusuyla “bakmak”, “göz önüne getirmek”, “derin düşünmek” (n. 20). Bu bakma vurgusu, İsa’nın kendini alçaltması ve ıstırabına odaklanmaktadır (n. 20-21).[4]

Prag’lı Kutlu Agnes’e Dördüncü Mektup’ta (n. 27-31), Klara şöyle yazmaktadır:

“O halde, bırak kendini her zaman daha da şiddetli bir şekilde bu merhamet ateşiyle yanıp tutuşmaya, ey Göksel Kral’ın kraliçe gelini! Ayrıca tarifsiz lezzetleri, zenginlikleri ve sonsuz onurları derin düşünürken, yüreğinin üstün arzusuyla ve sevginin bütün sıcaklığıyla ona haykır: Beni kendine çek, ey göksel Güvey, kokunun tatlılığından etkilenmiş olarak Seni ardından izleyelim! [5]

Ezgiler Ezgisi’nden aldığı sözlerle Klara’nın bu Mektup’ta ifade ettiği, Kutlu Agnes’in duyduğu güçlü arzu, Rab tarafından giderek daha fazla etkilenmek ve Mesih’in Sevgisi’yle yaşamaktır. Bu arzuyu her zaman canlı tutmaya özen göstermesi, onun insani varoluşunu tam olarak gerçekleştirmesini sağlamıştır.

Klara’nın Prag’lı Agnes’e hitaben yazdığı Dördüncü Mektubu’nda verdiği öğütte, Orta Çağ’da kullanılan ve İsa’ya benzemek için kendini Mesih’e yansıtmak anlamına gelen ayna imgesi belirir (n. 14-27). “Aynaya” bakmak, kendine değil, Sevgi olan Mesih’in güzelliğine bakmak demektir. Bu güzellik, Allah’ın Oğlu’nun alçakgönüllülüğünde ve insan olan Mesih’in yoksulluğunda ifade edilen beden almanın temeli ve nedeni olan ilkedir. [6]

Prag’lı Kutlu Agnes’e yazdığı Üçüncü Mektubu’nda da Klara, Mesih’i imgeleyen aynadan bahsetmektedir:

“Aklını sonsuzluk aynasının önüne,

ruhunu da şanın parıltısına koy;

yüreğini ilahi özün görüntüsüne yerleştir

ve tamamen derin düşünceyle

O’nun tanrısal görüntüsünde değiş.

Böylece, sadece arkadaşlarının algıladıklarını hissedeceksin

ve Allah’ın kendisinin başından beri O’nu sevenlere sakladığı

o gizli tatlılığın zevkine varacaksın.

Ve bu sahte ve huzursuz dünyada

yüreklerine saldırdığı körleri ayartanları görmezden gelerek,

güneş ve ayın O’nun güzelliğine hayranlıkla baktığı,

sevgi uğruna kendisini tamamen sana veren Allah’ı

tamamen aynı sevgiyle seveceksin (n. 12-16). [7]

 İnsan, ilahi Sevgi’nin tatlılığına ancak kendini tamamen vererek, “tamamen severek” ulaşabilir; çünkü Allah kendisini tümüyle Yaratıcı ve çarmıhta insana olan sevgisi uğruna Kurtarıcı olarak verdi. Klara için bunun anlamı şudur: Allah Mesih’te nasıl yüceliğinden soyunmuşsa, insan da kendinden feragat etsin, bu sevgiye engel olabilecek her şeyden soyunsun.

Meryem’in yaptığı gibi İsa’yı taşımak

 Allah insan yüreğinde yaşayabilir. Bu anlamda Klara, Allah’ın Oğlu Mesih İsa’yı rahminde taşıyan Meryem Ana örneğine göre yaşamak istemiştir.

Prag’lı Agnes’e yönelttiği Üçüncü Mektubu’nda şu sözler yer alır: “O halde, nasıl ki Şanlı Bakire, İsa’yı fiziksel olarak karnında taşımıştır, sen de, izini takip ederek, özellikle de alçak gönüllülüğü ve O’nun yoksulluğunu izleyerek, hiç şüphesiz O’nu ruhsal olarak temiz ve bakire bedende her zaman taşıyabilirsin. Ayrıca kendi içinde, senin ve diğer varlıkların bulunduğu bütün evrende, O’nu içinde barındıracak ve bu dünyanın geçici nimetleriyle karşılaştırıldığında daha uzun süreli ve kesin Olan’a sahip olacaksın” (n. 24-26). [8]

Mesih’e olan sevginin ifade edilme şekli, insani yaşamıyla kendisini bize veren O’nu örnek almak, O’nun ardından gitmek ve O’nun örneğine göre değişmeye izin vermektir.

Kardeşlikte yaşanan hayat

Fransua gibi, Klara da dünyadan ayrıldıktan sonra gerçek Hayatı Mesih’te buldu. Allah onun için ilk ve en yüce iyiliktir; Allah, hayatının karanlığını aydınlatan ışıktır. Bu nedenle Klara, insan yüreğini tatmin edebilecek tek İyi olan Allah’ın aynı deneyimini Fransua ile yaşamak ve onunla paylaşmak istedi.

Tarihi koşulların, toplumun ve Kilise’nin sorunlarının yaşandığı birçok acı ve denenmeye rağmen Klara, hayatında etkin olan Peder, Oğul ve Kutsal Ruh Allah’ın yüce iyiliğini içten bir duyguyla yaşadı. Onun Allah’a olan bu arzusu, ancak Kız Kardeşlerin kontemplasyon kardeşliğinde geliştirilebilirdi.

Klara’nın tecrübesi ile başlayan Klaris Rahibeleri Hareketi, yalnızca İtalya’da değil, Avrupa’da da büyük bir başarı gösterdi. Ölüm yılı olan 1953’te İtalya’da en az altmış altı manastır kuruldu ve her manastırda en az otuz rahibe kız kardeş vardı; San Damiano’da elli kişi yaşıyordu. [9]

Azize Klara tarafından San Damiano’da kurulan ilk manastır ve sonrasında oluşturulan diğer tüm manastırlar, her bir kız kardeşin kendi kişisel Allah arayışını gerçekleştirebileceği, yaşanmış kardeşlik alanlarıdır. Bu tecrübe, somut sevgi hayatında ve kardeşe yönelik iyilikte paylaşılmakta ve verilmektedir. Nitekim Allah’ın Sevgisi’nin arayışı, bu yeryüzünde sonsuz yaşama bakışları çevirmeden ve kardeşe olan sevgiye bağlı olmadan gerçekleştirilemez.

Klara’nın algıladığı gibi derin kontemplasyon yaşamı, kişinin komşusuyla ve insanlıkla Kilise kardeşliğinde yaşanmalıdır. Klara, Kural’ında şöyle der: “Yoksul Kız Kardeşler Topluluğu’nun Ermiş Fransua tarafından kurulan hayat tarzı şöyledir: İtaat ederek, kendinize ait özel hiçbir şeye sahip olmadan ve iffetli bir şekilde, Rabbimiz İsa Mesih’in İncili’ni izleyerek yaşamak.” (n.1) [10]

Bu bir kanun değildir; İncil Allah’ın Sözü’dür, onun esinine ve iç işleyişine göre onu kabul edenin, büyütenin ve deneyimleyenin hayatına ekilen tohumdur. Klara’nın, erkeğin egemen olduğu bir dünyada, Aziz Fransua’nun yaşadığı Hristiyan idealine bir kadın etkisi bıraktığına dikkat etmek önemlidir.

İnsan hayatının anlamı – Allah’ın üstün iyiliğini temaşa etmek

 Azize Klara’nın derin kontemplasyon görevi, insanlığın Yaratıcısı ve Kurtarıcısı olan yüce Allah’a tanıklık etmek için kız kardeşleri (rahibeleri) ile birlikte gerçekleştiriliyordu. Bu yaşam tarzındaki temel taahhüt, Allah’ın sonsuz sevgisini İsa’da keşfetmek için alçakgönüllü ve yoksul İsa Mesih’i temaşa etmekti.

Allah’ın Oğlu insan oldu ve çarmıhta ölünceye kadar Babası’na itaat etti. Mesih bizi küçüklüğümüzde ziyaret etti ve Beden Alması, Istırabı, Çarmıh’ta kan dökerek Ölümü ve Diriliş aracılığıyla bizi kurtardı. Diriliş Paskalyası, temaşa içtenliğinde yaşanır, kız kardeşlerle kardeşçe yaşamda ve yeryüzünün tüm insanlarıyla paydaşlık içinde gerçekleşir.


[1] Fonti Clariane [ç.n. Klara’ya dayalı Kaynaklar] (FC), Giovanni Boccalli ofm (yay.), Assisi, Edizioni Porziuncola, 2013, no. 445.

[2] Ezgiler Ezgisi 2,10-11; 3,2; 7,11; 8,6.

[3] Prag’lı Agnes’e Birinci Mektup, FC, n. 2-5.

[4] Prag’lı Agnes’e İkinci Mektup, FC, n. 18-20.

[5] Prag’lı Agnes’e Dördüncü Mektup’ta (FC, n. 36-37) n. 30-32’de evlilik ilişkisi fikri yer alır; Ezgiler Ezgisi’nden alınan imgelerdir (1,1.3.4; 2,4.6;).

[6] Bkz. Prag’lı Agnes’e Dördüncü Mektup, FC (n. 33-36).

[7] Prag’lı Agnes’e Üçüncü Mektup, FC, n. 24.

[8] Prag’lı Agnes’e Üçüncü Mektup, FC, n. 26.

[9] Bkz. Ugolino Nicolini, Chiara d’Assisi, Dictionario Biofrafico degli Italiani (cilt 24, 1980).

[10] Kural, FC, n. 55.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.