Şiirsel Vaazlar (Memre)

Seruç’lu Yakup V. ve VI. Yüzyıllarında Türkiye-Suriye sınırındaki Batnan bölgesinin episkoposuydu. 700’den fazla Şiirsel vaaz yazdı; yani şiir şeklinde vaaz ve kutsal kitap yorumu verdi. Bazı uzmanlar bunların melodiyle, yani şarkı olarak söylendiğini düşünüyorlar.

Vaazlar o kadar güzeldi ki, Seruç’lu Yakup bu özlliği nedeniyle Kutsal Ruh’un Flütü olarak tanınıyor. Hem Süryani Ortodokslar hem de Maronitler onu Aziz olarak tanıyorlar. Onun Meryem Ana ve Melek arasındaki buluşmayı anlatan ve yorumlayan çok uzun bir vaazı var.

Diyalog şiirlerinde olduğu gibi o da aralarındaki konuşmayı hayal edip geliştiriyor ve ardından Meryem Ana’nın Meleğe verdiği tepkiyi yorumluyor. Ama diyalog şiir ve Yakup’un vaazları arasında büyük farklar bulunur. Diyalog şiir Melekle tartışsa da Meryem anayı büyük korku içinde gösteriyor. Yakup’un vaazında ise Meryem’in güçlü tartışma kapasitesini vurguluyor ve Meryem’i çok güçlü bir tartışmacı olarak gösteriyor ve devamında bunun neden iyi olduğunu anlatıyor. Vaazda ilk önce Meryem Ana’nın söylediklerini okuyacağız ondan da sonra Yakup’un yorumuna bakacağız.

Melek Cebrail Meryem’in yanına varır varmaz “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir’ der.  Meryem’in cevabı ilginçtir. Rab seninledir kelimesine takılıp selamda geçen bu ‘Rabbin’ kim olduğunu öğrenmeye çalışıyor:

– Söyle bana ey insan, Rabbin kimdir? Ve nerededir evi?
Bana Rabbini tanımadığım bir adam gibi görünüyorsun
– Beni gerçekten tanıyor mu (Rabbin) yoksa bu selam sahte midir?
Seni bana mı yönlendirdi ve seni bana gönderdiğini ne zaman haber verdi?

Meryem sadece Meleğin ilettiği Rabbinin kimliğini değil, aynı zamanda onun motivasyonunu öğrenmeye çalışıyor. Ne istiyor gerçekten bu adam? Onu pohpohlamaya başlıyor:

– Yüzün güneş ise ve alevi şiddetliyse; Rabbine güneş bile bakamaz ki, onu kör eder.

En sonunda belki Melek bir hizmetçi değil de Rabbin kendisi mi diye soruyor:

– Kul musun yoksa kulların efendisi mi? Gerçekten bir Rabbiniz var mı yoksa Rab misiniz?

Melek Cebrail Meryem’in sorunalarına şaşırıyor. Bir insan, bir kız, onu bu şekilde nasıl sorgulayabilir? Ancak Meryem sorgulama hakkını savunuyor ve Havva’nın yılanla diyalogunu hatırlatıyor:

– Aldanan annem Havva gibi aceleci değilim;
Tek bir cümleye güvendiği için ölümü tattı.

– Bunun nasıl olacağı konusunda habercisini sorgulamadı;
Bu tanrısallığın ona bir ağaçtan nasıl ulaşacağını?

– Eğer (yıllanı) sorgulasaydı, (Havva) onu yenerdi, bu yüzden izin verin bana,
Tartışmada size yaklaşayım, çünkü benim için yorucu değildir

Melek Meryem Ananın bilgeliğin önünde hayretler içinde kalıyor ve ona derin bir cevap vermeye başlıyor. Yılanın verdiği mesajla kendi mesajının arasındaki üç farkı vurguluyor:
1. Yıllanın verdiği mesaj Havva ve Adem’i Allah’ın yerini almaya teşvik ediyor. Oysa Melek tam tersine bunun olmasını istemiyor.

– Sözlerimin önerisini anlasaydın, bu seni bilgilendirirdi. Kendini Allah’a karşı yüceltme, sana öğüt veriyorum. Tanrısallığı kendine yorman için seni yanıltmıyorum.
– Sözlerim seni Allah’ın yerini almaya teşvik etmiyorlar

2. Yıllanın yaptığı gibi Tanrı’yı aşağılamıyor:

– “Rabbimi yüceltiyorum, size onun esenliğini veriyorum;
Doğrusu ben, annen [Havva] ile [konuşan yılanın] durumunda olduğu gibi, senin önünde O’na iftira atmadım.”

3. Melek mesajının sonuçlarına bakıyor; Yıllanın mesajının sonuçlarında yaptığı gibi Meryem ve insanları Tanrı’dan uzaklaştırmayacak:

– Yıllanın mesajının sonuçlarından bir tanesi neydi? Adem ve Havva’nın çıplaklıklarından utanç duyması ve Tanrı’dan saklamaları.
– “[Aden bahçesinde] olduğu gibi seni izzetten mahrum etmiyorum; Ben bir cübbe getirdim ki, çırılçıplak soyulmuş olan atanızı [Âdem’i] örtesiniz.”

Demek ki Melek yıllanın etkisini yok etmek için geldi. Mesajın sonucu, tekrar onlara şanlı bir giysi verileceğiydi (Vaftiz sırasında beyaz bir giysi giyiyoruz, Mesih İsa’yla giyinmiş olduğumuzu simgelemek için).

Bundan sonra Yakup’un vaazında, Melek Meryem’e İsa’nın doğuşunu anlatıyor ve Meryem ikna olarak kabul ediyor.

Yakup Meryem Ana’nın meleği sorgulamasının neden iyi bir şey olduğunu tekrar yorumluyor:
Önemli olan şey motivasyonudur. Kötü motivasyonla da sorgulayabiliriz iyi motivasyonla da sorgulayabiliriz. Yakup’un dinleyicilere, yani bizlere, sunulan yorumuna bakalım:

– Bak, ey idrak sahibi, avantajlı bir (çeşit) araştırma var ve şüphesinden zarar veren bir sorgulama (çeşidi) vardır.
– Ve soran biri var yine de haktan yana olduğu için küçümsenmez.
– Ve tartışan başka biri var ve konuşması kayıpla sonuçlanır.
– Sözün tartışıldığı zaman iki yönü vardır;
biri çekişme, diğeri sevgi, anlayışlı olanlar arasında.

Buradan anlıyoruz ki, aynı sorular iyi bir motivasyonla ve kötü bir motivasyonla sorulabilir.
Kötü motivasyon Yakup’a göre, şüphe ve bölücülük, iyi motivasyon ise sevgi. Tanrı’yı sevmek için itaat etmek istiyorsun: o zaman o mesajın içeriğini, o fikri, o düşünceyi ve o sözü Tanrı’dan mı yoksa Şeytan’dan mı geliyor diye sorgulayabilirsin.

Ben burada birbirinizle tartışın demiyorum çünkü aramızdaki tartışmaların yüzde 99’u, şüphe, bölücülük, kıskançlık ve kinden kaynaklanıyorlar. Benim burada söylemek istediğim şey, içinizdeki düşünceleri sorgulamanız. Örneğin “eğer şöyle bir işim olsaydı benim için iyi olurdu” düşüncesi gelebiliyor kafamıza. Gerçekten bu bizim için iyi bir şey mi? O fikri ve içimizdeki motivasyonları değerlendirmek için Meryem Ananın sorduğu soruları bizde kullanabiliriz; Hayatımda beni Tanrı’nın yerini almaya mı götürüyor bu fikir? Eğer fark edersek Tanrıya değil, o işte kazanacağımız paraya güveneceğimiz için o işi istiyoruz ve bu da demek Tanrı’dan gelen bir fikir değil.

Tanrı’yı aşağılayan bir fikir mi? Tanrı’dan beni uzaklaştıracak bir fikir mi? Belki o iş beni yolsuzluğa sokabileceğini biliyorum, belki o işte her Pazar günü çalışmam gerekecek ve hiçbir zaman kiliseye gelemeyeceğim. Bu tür ayırt etme mantığı, bir fikrin, bir sözün iyi veya kötü olup olmadığını anlamak için duayı daha derin sorular için kullanabiliriz.

Meryem Ana, Süryani geleneğinde bizim için ayırt etme konusunda bir model ve bir rehber olarak gösterilmektedir. Aynı zamanda ilk başta konuştuğumuz Süryani kilise babalarının (ve aslında tüm kilise babaların) Kutsal Kitaba bakış açıları bizler için somut, değişmeyen işaretlerdir.

– Düşüncemiz kutsal kitapa aykırı mı
– Evrensel kilisenin öğretisine karşı mı
– Kutsal Kitabı ve düşüncelerimizi yorumladığımız zaman, Mesih İsa ortada, yorum anahtarı olarak kalıyor mu?
– Hayatlarımız, kutsal kitaptaki boşluklar gibi, doldurmamız lazım… doldurma prensipimiz Mesih İsa mı, evrensel kilisenin öğretisi mi, Kutsal Kitabın tümünü mı?

Meryem ana gibi ve Meryem anayla beraber, sevgi içinde tartışalım ve bilinçli bir şekilde itaat edelim.


Burada Süryani kilise babaların Kutsal Kitap yorumlamasının iki prensibini görebiliyoruz.
– Kitabı bir tüm olarak, tek bir kitap olarak okuyorlar (bir taraf yaratılış kitabından, öbür taraf çok daha sonra gelen farklı bir insan yazarı tarafından yazılmış bir bölümle karşılaştırıyorlar) Neden? Çünkü imanla okuyorlar. Kitabın tek bir ruhsal yazarı olduğuna inanıyorlar. Hristiyanlar için şaşırtıcı olmayabilir çünkü onlar da aynı şekilde imanla yaklaşıyorlar.

– Ancak aynı zamanda tutucu bir şekilde Kutsal Kitabın her yazısına aynı tarihsel değeri vermiyorlardı. Bu bizi ikinci prensibe getirtiyor. Yaratılış kitabından Havva’yı, Luka İncili’ndeki Meryem’le nasıl karşılaştırıyorlar, nasıl bağlıyorlar? Tipoloji prensibi kullanıyorlar. Kutsal Ruh, eski antlaşmadaki olayları ve kişileri, yeni antlaşmadaki olayları ve kişilerin sembolu olarak koymuş durumda. Adem, Mesih İsa için Tip’ veya bir ‘sembol’. Havvva, Meryem Ana için bir ‘Tip’ veya bir ‘sembol’. Havva‘nın yıllanla karşılaşması, Meryem Ana‘nın Cebrail‘le karşılaşması da bir ‘Tip’. Bütün sembollerin derin anlamlarını Mesih İsa’da bulluyoruz.

Bütün Kutsal Kitap Mesih İsa hakkındadır. Eski antlaşma ve yeni antlaşma O’nun hakkındadır. Semboller içeren okumalarımız her zaman Mesih İsa’da anlam bulur.

Fra. Andrew

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt