İGNATİUS (ANTAKYA’LI) († 110)

II. yüzyılın ilk yıllarında zincirli olarak, sirkteki vahşi hayvanlara atılmak üzere, Roma’ya götürülen Antakya episkoposu İgnatius’un heyecan verici ve yakıcı tecrübesi bizi yeniden Suriye’den Roma’ya ulaşan yollara itiyor. Yol boyunca dostları ve taraftarları onu karşılarlar ancak İgnatius’un niyeti, şahsen göremeyeceklerine mektupla ulaşmaktır: iman şehidi olmaya aday episkoposun uzun bir dizi nasihat ve önerilerle tinsel vasiyetnamesini açıkladığı yedi mektup da bundan kaynaklanmaktadır. Mektuplar, böylece seyahat ve tinsel günlüğü arasında kalan metinler oluyorlar.

Mektuplarda İgnatius’un olağanüstü kişiliğindeki maneviyat ve ilgi üç ana temada açıklanmaktadır. Hıristiyan topluluklarında uyumsuzluklar yaratanlara karşı İgnatius, güçlü şekilde ve vurgulamalarla, yerel Kilise’nin birliğini simgeleyen ve üyelerindeki azizliğin öncülüğünü yapan, episkoposun temel ve doldurulamayan yerini belirtmektedir ve “monarşik” (hükümdar) episkoposluğun ilk kuramcısı olmaktadır.

İsa’nın vücut bulmasının gerçekliği konusunda kuşku yaratan, bunun sadece bir görünüş olduğunu söyleyenlere karşı – burada “görünme” (Dosetizm) adı ile ilerde bilinecek olan sapkın öğretinin ilk belirtilerini buluyoruz – İgnatius, Rabbin gerçek bir beden aldığını ve gerçekten haçta azap çektiğini vurguluyor. Aksi olsaydı kurtuluş varolmayıp inancımız boş olurdu. Onun sözlerinde Yuhanna İncil’indeki kutsal giz gerçekliğinden birşeyler yeniden yansıyor.

Herşeyden önce İgnatius, İmparatorun sarayında bile varolan ve çalışan, Romalı Hıristiyanlara sesleniyor ki şehit olmasını engellemek için herhangi bir eylemde bulunmasınlar. Her ne pahasına olursa olsun son çileden geçmek istiyor, çünkü sadece bu şekilde, “Tanrı’nın buğdayı” olarak kendini canavarların ağızlarına sunarak, Rabbin gerçek bir “mürit”i ve gerçek bir “izleyici”si olabilecektir.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.