Mesih’in Bedenini yaşatan Ruh’tur.

Artık bedene göre yaşamayıp, Allah’ın Ruh’unun yönetimi altında yaşayan kimse, Allah’ın Oğlu diye çağırılan ve Allah’ın Oğlunun suretine uygun hale gelen kimse, bu kimseye “tinsel” adı verilir. Nasıl ki görme gücü sağlıklı gözde bulunursa, aynı şekilde Ruh’un faaliyeti de arınmış candadır.

Nasıl ki söz, ister yürek tarafından düşünülmüş olsun ister dille ifade edilmiş olsun can içinde ise, Kutsal Ruh için de öyledir; ister ruhumuza tanıklık etsin ve yüreğimizde Abba, Peder diye bağırsın ister İsa’nın: Konuşan siz olmıyacaksınız, sizde Peder’in Ruh’u konuşacaktır diye belirttiği gibi, bizim yerimize konuşsun.
Ayrıca Ruh, tinsel bağışlarının dağılımına göre, çeşitli parçaları içinde bir bütün olarak görünmektedir, çünkü biz hepimiz birbirimizin üyeleriyiz ve bize bağışlanmış olan lütfa göre çeşitli yeteneklere sahibiz.
Bu nedenle göz ele, benim sana ihtiyacım yok diyemez; aynı şekilde baş ta ayaklara benim sizlere ihtiyacım yok diyemez. Aksine uzuvlar, hepsi birden, Ruh’un birliği içinde, Mesih’in bedenini oluştururlar ve almış oldukları armağanlara göre, karşılıklı olarak birbirlerine gerekli hizmetleri verirler.
Çünkü uzuvları bedene, herbirini istemiş olduğu şekilde olmak üzere, yerleştiren, Allah’tır. Bununla beraber, onların birbirlerine karşı muhabbetini doğuran tinsel komünyon gereğince, bütün uzuvlar birbirleri için aynı kaygıya sahiptirler. Bu nedenle eğer bir aza acı çekerse, bütün uzuvlar onun acısını paylaşır; eğer bir aza onurlandırılırsa, hepsi onun sevincini paylaşır.
Bütün içindeki parçalar gibi, her birimiz Ruh’un içindedir, çünkü tek bir beden içinde bulunan biz hepimiz, tek bir Ruh içinde vaftiz olmuş bulunuyoruz.

Nasıl ki Oğul Peder’de görülüyorsa, Oğul da Ruh’ta görülüyor. Demek oluyor ki Ruh’ta ibadet etmek, Samariyeli kadına söylenen sözlerden anlaşılabileceği gibi, düşüncemizin faaliyetinin aydınlıkta cereyan etmesi anlamına gelecektir. Kadın, ülkesinin adetinin etkisi ile yanılarak, ancak belli bir yerde ibadet edilebileceğini sanıyordu. Rabbimiz, Ruh’ta ve Gerçek içinde ibadet etmek gerektiğini belirterek onu yanılgıdan kurtardı; ve Gerçek’ten sözederken kuşkusuz kendisini kastediyordu.

O halde, nasıl Oğul’da, yani Peder Allah’ın bir suretinde, bir ibadetten söz ediyorsak, aynı şekilde Rabbin uluhiyetini kendisinde gösterende olarak, bir Ruh’ta ibadetten sözedilmektedir.
Kesin ve mantıklı bir şekilde konuşmuş olmak için, biz Allah’ın görkeminin parıltısını Ruh’un aydınlatması sayesinde seyretmekteyiz; onun damgası iledir ki, kendisinin damgası ve tamamen benzeyen mühürü olana gidilmektedir.

BASİLİUS (KAYSERİ’Lİ) (329-379)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.