Bu küçüklerin birini kabul eden, beni kabul eder.

“Bu küçüklerin birini kabul eden, beni kabul eder” diyor Rab. Bu kardeş ne denli küçük ise, Mesih o denli mevcuttur. Çünkü yüce bir kişi kabul edildiğinde, bu çoğu kez boş bir şan için olur; oysa küçük birini kabul eden bunu temiz bir niyetle ve Mesih için yapar. “Ben bir yabancıydım” diyor Mesih ve beni kabul ettiniz.” Sonra da: “Bunu bu küçüklerin her birine yaptığınızda bana yapmış oldunuz.” Bir inanç sahibi ve bir kardeş olduğuna göre, en küçüğü de olsa, onunla birlikte gelen Mesih’tir. “Bir peygamberi peygamber sıfatı ile kabul eden bir peygamber ödülünü alacaktır.” Demek ki Mesih’i kabul eden, Mesih’in konukseverliğinin ödülünü alacaktır. Bu sözlerden kuşkulanma, onlara güven. Kendi söylemiştir: “Onlarla gelen ben’im.” Kuşkulanmaman için, O’nu kabul etmeyenler için istemceyi, kabul edenler için saygıyı kararlaştırır. Kişisel olarak saygı veya küçümsemeden etkilenmeseydi, bunu yapmazdı. “Beni evinde kabul ettin” der. “Ben ise seni Pederimin Krallığında kabul edeceğim. Beni açlıktan kurtardın; seni günahlarından kurtaracağım. Beni zincirlerle gördün; sana kurtuluşunu göstereceğim. Beni bir yabancı gibi gördün; seni göklerin vatandaşı yapacağım. Bana ekmek verdin; mirasın ve tümden malın olarak sana Krallığı vereceğim. Bana gizlice yardım ettin; bunu açıkça beyan edecek, velinimetim olduğundan sana karşı borçlu olduğumu söyleyeceğim.”

Yabancıları kabul ederken beslenilecek duygular bunlardır: gayret, neşe, cömertlik. Yabancı daima çekingen ve utangaçtır. Ev sahibi onu neşe ile karşılamazsa, kendini horgörülmüş hissederek çekilir. Çünkü bu şekilde kabul edilmek, kabul edilmemekten daha kötüdür.
Mesih’in meskeni olarak kabul edeceği bir evin olsun. “İşte Mesih’in odası. İşte ona ayrılan mesken” de. Çok gösterişsiz bile olsa hor görmez. Mesih çıplaktır, yabancıdır, tek gereksinimi bir konuttur. O’na en azından bunu ver. Zalim ve insafsız olma.

Dünyasal servetler için bunca heyecan gösteren sen, usun zenginliklerine karşı ilgisiz olma. Araban için bir mekanın var, sedyelerin için de, oysa gezginci Mesih için hiç yerin yoktur. İbrahim kaldığı yerde yabancıları kabul ederdi. Eşi onlar efendiler kendisi ise hizmetçiymiş gibi davranırdı. Mesih’i kabul ettiğini, melekleri kabul ettiğini bilmiyordu. Bilmiş olsaydı her şeyini verirdi. Biz Mesih’i kabul ettiğimizi biliyoruz, oysa salt insan kabul ettiğini sanan onun kadar gayret göstermiyoruz.

YUHANNA KRİSOSTOMOS (344-407)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.