Alçakgönüllülük yüceliği, güçsüzlük güçlülüğü ve ölümcüllük ebediyeti giydirir.

Kral soyundan, Davut’un soyundan bir bakire seçiliyor ve kutsal bir analığa tahsis edilerek, İnsan-Allah Oğul’u bedeninden önce yüreğinde taşıdı. Allahsal niyeti bilmediğinden, olağanüstü bir olayın karşısında korkuya kapılmaması için, melekle olan konuşmasında Kutsal Ruh’un onda gerçekleştireceği şeyi öğreniyor ve Allah’ın annesi olmak üzere olan o, bunun iffetinin aleyhine olacağını düşünmüyor. Mademki Allah gücünün yararlı katkısı vaad ediliyor, neden türemenin yeniliğine inanmasın? Bundan başka, zaten kusursuz olan imanı daha önceki bir mucize ile tasdik ediliyor: tüm beklentilerin aksine Elizabet’e doğurganlık bahşediliyor. Böylece hiç kimse kısır bir kadına doğurganlığı verenin, bir bakireye de vereceğinden kuşku etmezdi.

Bu yüzden ilk başta Allah’ın yanında olan ve aracılığıyla her şeyin yapıldığı ve onsuz varolan hiçbir şeyin yapılmadığı (bk. Yu. 1, 3) Allah’ın Sözü, kendi de Allah ve Allah’ın Oğlu, insanı sonsuz ölümden kurtarmak için insan oldu. Fakat alçakgönüllü durumumuzu edinmek için alçaldığında, yüceliğini hiç kaybetmedi. Böylece olduğu gibi kalıp ve olmadığını edinip, gerçek hizmetkar doğasıyla O’nu Peder Allah’a benzer yapan doğayı birleştirdi. Her iki doğayı öylesine harika bir bağla birleştirdi ki, ne çağrıldığı yücelik alt doğayı benimsedi, ne de bu doğanın alınması üst doğayı eksiltti.

Her doğaya özgü olan aynen kalarak ve iki doğayı tek bir kişide yönelterek alçakgönüllüğü yücelik, güçsüzlüğü güçlülük ve ölümcüllüğü ebediyet alır.Durumumuza özgü olan borcu ödemek için, acı çekemez doğa bizim acı çekebilir doğamız ile birleşti ve gerçek Allah ile gerçek insan tek bir Rab’de bir araya geldi. Böylece kurtuluşumuza uygun şekilde “Allah ile insanlar arasındaki tek aracı” (I. Ti. 2, 5) bir doğanın gereğine göre ölebilir, diğerinin gereğiyle dirilebilir.

Bu yüzdendir ki, Rabbin doğuşu Bakire’nin namusuna herhangi bir zarar getirmedi. Çünkü gerçeğin kendisi olanın doğuşu, iffetin korunması oldu. Bunun içindir ki, sevgili kardeşlerim, “Allah’ın gücü ve Allah’ın bilgeliği” (I. Ko. 1, 24) olan Mesih’in, insan doğasıyla seviyemize gelmesi ve Allahsallığı ile bizden sonsuzcasına üstün olması için bu şekilde doğması uygundu. Çünkü gerçek Allah olmasaydı, bize kurtuluşu getiremezdi ve gerçek insan olmasaydı, bize bir örnek veremezdi.
Bunun içindir ki Rab doğarken, Melekler coşku içinde: “En yücelerde Allah’a yücelik olsun” ilahisini okuyup, “Yeryüzünde onun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun” (Luk. 2, 14) diye ilan ediyorlar. Çünkü onlar, göksel Kudüs’ün dünyanın tüm milletlerinden oluşan bir yapı olduğunu görüyorlar. Mademki allahsal merhametin bu benzeri olmayan yapıtından, üstün yaratıklar olan melekler bu denli sevinç duyuyorlar, alçakgönüllü yaratıklar olan insanlar ne denli büyük bir zevk duyacaklar?

LEO MAGNUS († 461)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.