Ne mutlu sana ki, iman ettin.

Melek, Meryem’e bakire olduğu halde anne olacağını açıklarken, bu gize iman etmesini bir misalle kolaylaştırmak için, ona yaşlı ve kısır bir kadının hamile kaldığını söyler. Böylece Tanrı’nın kararlaştırdığı herşeyi yapabileceği anlaşılmaktadır.
Meryem bu sözü işitince hemen Yahuda dağlarına doğru yola koyulur. Bu ne kehanete inanmadığına, ne müjdeye güvenmediğine, ne de verilen misali kuşku ile karşıladığına işaret eder. Meryem yalnızca arzunun verdiği coşku ile bir yardımı gerçekleştirmek için, sevincinin içtenliği ile yola çıkıyordu.

Tanrı, ruhunu doldurduğuna göre yükseklerden başka bir yere yol alması mümkün müydü? Kutsal Ruh’un lütfu ne duraksama tanır, ne gecikme. Meryem’in gelişi ile Ruh’un mevcudiyeti kendini derhal belli eder. Çünkü Elizabet Meryem’in selamını duyduğu anda, rahmindeki çocuk oynamaya başlar ve Elizabet Kutsal Ruh’la dolar.
Burada kullanılan her sözcüğün ayrıntısına ve doğruluğuna dikkatinizi çekmek isterim. Meryem’in söylediklerini duyan ilk kişi Elizabet idi, ama lütfu ilk hisseden Yahya olur. Ana doğal düzenin gereğine uygun olarak işitir, çocuk ise giz nedeniyle ürperir. Anne Meryem’in gelişini algılar, çocuk Rabbin gelişini; kadın kadının gelişini, çocuk çocuğun gelişini. İki kadın birbirine lütuf dolu sözler söylerken, çocuklar rahimlerinde etkin olur. Tanrı’ya bağlılığın sırrını anlamaya başlarlar. Analarının da bu sırrın anlayışında ilerlemesini sağlarlar. Nihayet, gerçekleşen bir çifte mucize ile iki anne de çocuklarının verdiği ilham ile kehanette bulunurlar.

Yahya annesinin rahminde oynadı ve annesinin mutluluğu tam oldu. Anne mutluluğa oğlundan önce erişmedi. Ancak oğul, Kutsal Ruh’un lütfu ile dolup taşınca, bu lütfu annesine de aktardı. Yahya mutluluktan coştu, Meryem’in ruhu da mutluluktan coştu. Yahya’nın mutluluğu ile annesi de coştu. Meryem’e gelince, ruhu dolup taştığı için coştu denmiyor. Çünkü anlaşılmaz Olan’ın ana rahmindeki etkinliği de anlaşılmaz. Elizabet hamile kaldıktan sonra mutluluk duyuyor. Meryem ise hamile kalmadan önce. Elizabet Meryem’e şöyle der: “Ne mutlu sana ki iman ettin!” (Luk. 1, 45).
İşitip inanan sizlere de ne mutlu! Çünkü her inançlı ruh, Kelam’ı taşır. Ona hayat verir ve onu eserlerinde algılar.
Meryem’in ruhu her birinizde yaşasın ve Rabbi övsün. Meryem’in ruhu her birinizde yaşasın ki, ruhunuz Tanrı’da yücelsin. Tene göre Mesih’in tek annesi varsa da, imanda herkes Mesih’i hayata kavuşturur. Çünkü Tanrı Kelamı her ruha gelir. Yeter ki, günahlardan kaçınarak saflığını korusun.

Böyle yaşamasını bilen her ruh, Tanrı’ya bir övgüdür. Meryem’in Rabbi övdüğü gibi, ruhu Kurtarıcısı’nın mutluluğu ile coştuğu gibi. Evet, gerçekten de Tanrı yüceltilmiş oluyor. Mezmur’un da dediği gibi: Rabbi yüceltiniz benimle birlikte (Mez. 33, 4). İnsanın dili Rabbi elbette ki, daha yüce kılamaz, ama bizim ruhumuzda yücelmiş olur. Mesih Tanrı’nın görüntüsüdür. Bu nedenle doğru yoldan gittiğimiz zaman, Tanrı’ya bağlı kaldığımız zaman, ruhumuz benzerliğinde yaratıldığı Tanrı’yı yüceltir. Netice olarak da Tanrı’yı yüceltirken, belirli bir ölçüde O’nun ululuğuna doğru yükselir.

AMBROSİUS (339-397)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt