Yeni vaftiz olanlara Efkaristiya’nın sunulması.

Hıristiyanı ayırdeden belirtilerle paklanmış ve daha sonra zenginleşmiş halk Mesih’in sunağına doğru ilerleyerek şöyle diyor: Allah’ın, gençliğimi neşelendiren Allah’ın sunağına yaklaşacağım. O eski yanlışın kabuklarını bir yana bıraktığına göre, onun gençliği kartalınki gibi yenilenmiştir, bu semavi ziyafete katılmak için acele etmektedir. O halde geliyor ve kutsal sunağı hazırlanmış görüp: Önüme bir masa hazırladın, diye bağırıyor. Davut aşağıdaki sözleri söylerken bu halkı konuşturmaktadır: Rab beni besliyor, ve hiçbir şeyim eksik olmıyacak, o beni bir otlağa yerleştirdi, beni dinçleştiren suyun yanına beni götürdü. Ve daha ilerde: Çünkü, ölümün gölgesinde yürüsem bile, felaketten korkum olmayacaktır, çünkü sen benimlesin. Senin asan ve senin değneğindir bana destek olmuş olanlar. Beni hırpalayanların karşısında, önüme bir masa hazırladın. Yağ ile başımı kokuladın ve senin sarhoşluk veren kupan, ne kadar görkemlidir!

Allah’ın atalarımız için man ekmeğini yağdırması ve onların gökten gelen bu besini her gün yemiş olmaları harika bir şeydir. İnsan meleklerin ekmeğini yedi sözü buradan gelmektedir. Ve bununla beraber çölde bu ekmeği yiyenlerin hepsi ölmüştür. Buna karşın, bu aldığın besin, gökten inmiş olan bu canlı ekmek, ebedi hayatın cevherini sağlamaktadır ve onu yiyen kimse hiçbir zaman ölmeyecektir, çünkü o Mesih’in bedenidir.

Şimdi neyin daha değerli olduğunu incele: meleklerin ekmeği, man mı yoksa, hayat veren beden olduğu kesin olan Mesih’in eti mi? Eski zamanın man’ı gökten geliyordu, bugünkü ise göklerin üstündedir; o, göğe ait bulunuyordu, bu, göğün efendisine. O, eğer ertesi güne saklanırsa bozuluyordu; bu, her türlü bozulmadan uzaktır, çünkü onu saygı ile yiyen kimse, bozulmaktan uzak kalır. İbraniler için su kayadan fışkırmıştır, bizim için kan Mesih’ten fışkırmıştır. Su onların susuzluğunu bir süre için gidermiştir, Sen ise içince, artık susuzluk hissedemezsin. Eskiden ön belirti, bugün gerçek.

Eğer hayran olduğun şey bir gölge, bir ön belirti ise, gölgesi bile sende hayranlık uyandıran realite ne kadar büyüktür. İyi dinle: atalarımız için gerçekleşmiş olan şey, gelecek olan realitenin sadece bir gölgesiydi. Onlar kendileriyle birlikte gelen bir kayadan içiyorlardı, ve bu kaya Mesih’ti. Bununla beraber bir çoğu Allah’ı hoşnutsuz etmekten başka bir şey yapmadı ve çölde düştüler. Bu olaylar, bizler düşünülerek, simgesel olarak gerçekleşmiştir. Şimdi neyin daha çok değeri olduğunu biliyorsun: Işık karanlıklardan, gerçek simgeden, Yaradanın bedeni gökten gelen man’dan üstündür.

AMBROSİUS (339-397)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt