AUGUSTİNUS (354-430)

Aziz Augustinus’un en ünlü eserlerinden biri, kuşkusuz, İtiraflar’dır. Bu eser, 392 ve 401 yılları arasında çok özenli bir Latince ile yazılmıştır. Bu yayın, Batı edebiyatının klasiklerinden biridir. Bu kitabı okuyarak Aziz Augustinus’un çocukluğundan ihtida ettiği güne kadar nasıl bir yol izlemiş olduğunu görebilmekteyiz.

13 Kasım 354’te, Numidya’nın Thagaste (Cezayir’in, Tunus sınırında, bugünkü Soukharas) kentinde doğdu. Oldukça mütevazi, kıt gelirli Roma’lı bir ailedendi. Annesi Monika Hıristiyandı, babası Patricius, Hıristiyanlığa inanmakla beraber bir pagandı ve ancak ölümünden kısa bir süre önce vaftiz olacaktır.

361: Augustinus, harfleri öğrenmek için Thagaste’de okula gider. Oyunu çok seven ve bazen tembellik gösteren bir çocuktu. Bundan dolayı dayak yediği oluyordu. Augustinus, öğrenci iken, Grekçe’den nefret etmişti. Bütün ömrü boyunca da bu dile tam olarak hakim olamamıştır.
369-70: Bu devrede ana ve babasının mali sorunları dolayısıyla Augustinus okula gidemiyecektir. Bu, boş geçen bir yıl olur. 370 sonu: Augustinus Kartaca’da okumayı sürdürür. Çalışkan bir öğrencidir. Çok kısa bir zamanda edebi bir kültür sahibi olur, yazma ve konuşma sanatını öğrenir. Fakat babası ölür ve ailenin reisi olur; bakmak zorunda olduğu bir erkek, bir kız kardeşi vardır. Augustinus’un Kartaca’daki okul giderlerini bir aile dostu yüklenir.
371 sonu: Augustinus 18 yaşındadır. Bir kadınla evlilik dışı bir yaşam sürdürmektedir ve 14 yıl boyunca bu kadına sadık kalacaktır. 372 yılında, Adeodatus isminde bir oğulları olur. Augustinus bu devirde felsefeyi keşfeder ve manikeyistlerle karşılaşır. Onlara hayran olur ve hatta 9 yıl boyunca bu mezhebin üyesi olarak kalır. 373: Augustinus Thagaste’de bir yıl öğretmenlik yapar. Daha sonra 9 yıl Kartaca’da, 1 yıl Roma’da, iki yıl da Milano’da ders okutur. Milano’da bulunduğu sırada, sorularına cevap veremeyen manikeyistler onu yavaş yavaş düş kırıklığına uğratırlar. Milano’da retorik hocası olması ona, o yerin episkoposu aziz Ambrosius ile tanışmak olanağını verir. Bu karşılaşma Augustinus’un hayatında bir dönüm noktası olur. Gerçekten, farkında olmadan, aziz Ambrosius onun fikir hocası ve tinsel alanda hocası olmuştur.

Augustinus 30 yaşındadır. Gittikçe katolikliğe yaklaşır. Beraber yaşadığı kadını uzaklaştırır. Fakat hemen bir başkasını bulur. Temmuz 386: Augustinus Aziz Pavlus’un mektuplarını okumaya başlar: “Farkına vardım ki, neoplatonisien’lerde okumuş olduğum her şey burada söylenmişti.” İhtida etmesi artık yaklaşmıştı, fakat birlikte oturduğu kadına olan bağlılığı karar vermesini geciktiriyordu.
Diğer önemli bir olay: Augustinus vaftize doğru adımını atmakta tereddüt ettiği bir sırada, Ponticianus adında bir dostunu evinde misafir eder. Bu dostu ona, 357 yılında, Aziz Athanasius tarafından yazılmış olan, Aziz Antonius’un Hayatı isimli eseri tanıtır. Ponticianus’un çevresinden bu eseri okuyan bir çok kimseyi manastır hayatı cezbetmişti. Bir gün Augustinus, Romalılara mektubun bir cümlesi (13, 13) üzerinde düşünür: “Artık alem yapmak ve sarhoşluk yok, sefahat ve kirli işler yok, kavga ve kıskançlık yok, Rab Mesih İsa’yı kuşanın ve bedenin gereksiz tutkularını karşılamayı bırakın.” O dakikada Augustinus’a her şey yeni ve kolay görünür. Yakında yapmayı düşündüğü evlilikten vazgeçer. Sürdüğü zevk ve sefa yaşamından uzaklaşır. Milano’nun kırsal yöresinde zengin bir dostunun evine çekilir. Orada bu inziva hayatını annesi, oğlu Adeodatus ve dostu Alipius ile birlikte geçirir. Hep birlikte Mezmurlar üzerinde düşünürler.
24-25 nisan 387: Paskalya arifesinda Augustinus, oğlu Adeodatus ve dostu Alipius, Aziz Ambrosius tarafından vaftiz edilirler. Augustinus Afrika’ya dönmeye karar verir. Oğlu (16 yaşında) ve 3 dostu ile birlikte, manastır hayatı sürmek üzere Thagaste’ye çekilir. Bu dönemde Augustinus birkaç kitap kaleme alacaktır: “Müzik, Öğretmen, Manikeizm’in Doğuşu, Gerçek Din.”

Hippona’da (Cezayir’de bugünkü Annaba) bulunduğu bir sırada, episkopos Valerius, halkın isteği üzerine, Augustinus’u rahip olarak atar. 395 yılında da episkopos olarak kutsanır ve 396 da Valens’in halefi olur. Bunun üzerine Augustinus, klerje’sini kendi villasında toplayarak burasını bir manastır haline getirir. Augustinus’un episkoposluk yaşamı pek sakin geçmemiştir: sinod’lar, konsil’ler, teolojik tartışmalar, ziyaretler, kaleme alınan kitaplar, vaazlar ve Kartaca’ya (9 günde gidiliyordu) yaptığı çok sayıda yolculuklar arasında geçmiştir.
Augustinus episkoposluğu sırasında üç hasımla mücadele etmiştir: manikeyizm, donatizm ve pelajyanizm (1).
426 yılında Augustinus halka halefi olarak Hedaclius’u takdim eder ve onu alkışlamalarını ister. Augustinus 75 yaşındadır, ölümünün az çok yanaştığını görür. Bunun üzerine, cesaretle ve alçakgönüllülükle bütün eserlerini yeniden gözden geçirir ve düzeltir; 430 yılında, Vandallar Hippona’yı kuşatmışken, ağır bir şekilde hasta düşer ve 28 Ağustos 430 günü ölür.

Aziz Augustinus’un yazılı eserleri ve öğretisi.
Aziz Augustinus’dan bugün elimizde 113’ten fazla kitap, 500 vaaz 218 mektup bulunmaktadır.
Sanatkar olarak eserleri: Müzik ve Güzellik konularında eserler.
Ahlak hakkında eserleri: Yalan, Dulluk, Evlilik, Bekaret, Cinsel İsteklere Gem Vurma, Sabır konularında eserler.
Çoban olarak eserleri: özellikle Vaazlar ve Kutsal Kitap’la ilgili Yorumlar. Yaratılış’ın Yorumu; Mezmurların Açıklanması; Aziz Yuhanna’nın Mektubunun Yorumu; İncillerin Mutabakatı Hakkında başlığını taşıyan özet tabloları (synoptik) üzerinde çalışma.
Hıristiyan doktrini ile ilgili eserleri: çok sayıda “Kateşizm”; Üçlü-Birlik hakkında bir kitap (en önemli dogmatik eseri).
Aziz Augustinus bir dahi ve bir azizdir. Düşüncesinin ve öğretisinin bütün cephelerini tüketmek mümkün değildir. Allah Sevgisinin ve İnayetin büyük bir ilahiyatçısıdır: “Allah, bulunabilmek için, daha tatlılıkla aranmalı, daha ateşli olarak aranmak için, bulunmalıdır.” Böylece, araştırma kontemplasyona götürmeli; entellektüel araştırma ibadetle son bulmalıdır.

Aziz Augustinus, topyekün Mesih’i seyreden büyük mistiktir. Bu mistiğe girmek için izlenecek yolun merhamet ve alçakgönüllülük olduğunu öğretmektedir. Aziz Augustinus’un düşüncesinin, ruhunun, yüreğinin merkezi sevgidir! Allah, sevgidir. Sevgi olduğu içindir ki, Oğlu ve Ruh aracılığı ile kendini vermiştir. Sevgi olduğu içindir ki, Allah insanı özgür yaratmıştır. Bizi özgür yaratmış olduğu içindir ki Allah, bizim ondan desteğini, kuvvetini, yardımını istememizi arzu etmektedir. Arzularımızın tek konusu sevgi, Allah’ın kendisi. Allah’ın dilencisi olmak olmalıdır.
________

(1) *Manikeyizm: Kurucusu Mani olan bir mezheptir. Buna göre dünyaya, birbirine zıt, “iki tabiat-cevher” hakimdir: iyilik cevheri ve kötülük cevheri. Ona göre, Eski Antlaşma’nın Allah’ı, karanlıkların prensidir. Yeni Antlaşma’ya gelince, bunun tahrif edilmiş olduğunu ileri sürer.
*Donatizm: Diocletianus zülmunden (yaklaşık 312) sonra, sadece kendilerini “saf Hıristiyan olarak” gören bir grup Hıristiyan, zülumden kurtulmak için bazı kutsal kitapları teslim etmiş olan Kartaca episkoposunun yetkisini kabul etmiyorlardı. Daha sonra bu Hıristiyanlar, “saf”ları içine alan, birinciye paralel diğer bir Kilise kurmuşlardır. Augustinus devamlı küfürler ve hakaretler karşısında bir süre hoşgörü ve sabır gösterdikten sonra, konsile danışarak, imparatorun adaletine başvurur. Donatist ibadet yasaklanır.
(1) *Pelajanizm: Pelagius inayetin gerekliliğini reddediyordu. Augustinus, başlangıçta, Pelagius ile olan görüşmelerinde ve onunla mektuplaşmalarında nazik davranır. Fakat sonunda, 415 yılında Mileve’de toplanan konsilde, Pelagius’u mahkum ettirir. Papa İnnocentius, 417 yılında bu mahkumiyeti onaylar. Augustinus, pelajanizm’i çürütmek için bir çok mektup ve çalışmalar kaleme alır.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.