Başkası için canını vermekten daha büyük bir sevgi yoktur.

Şehitlerin şeref kazanmış kahramanlıkları her yerde Kilise’inin övünç kaynağıdır. Böylece biz de okuduğumuz ilahilerin gerçek olduğunu anlarız. Rabbin gözünde, kendi azizlerinin ölümü çok önemlidir. Gerçekten, bizim gözümüzde de çok önemlidir ve kimin adına öldülerse, onun gözünde de öyledir.Ama tüm bu ölülerin bedeli, tek birinin ölümüdür. O tek başına ölerek, çok sayıda ölümü satın almıştır. Çünkü O ölmeseydi, buğday tanesi çoğalır mıydı? Çarmıha gerilmeden önce, yani bizi kurtarmak üzereyken, O’nun ne dediğini duydunuz. Toprağa düşen buğday tanesi ölmezse, yalnız kalır; ama ölürse çok ürün verir.
Çünkü O, çarmıha gerildiği zaman çok büyük bir iş başarılmıştır. Fidyenin bedelini ödeyecek para kesesi orada açılmıştır. O’nu vuran mızrak böğrünü yardığı zaman oradan fışkıran, evrenin bedeliydi.

İnanlılar ve şehitler satın alındılar; ama şehitlerin imanı kendini kanıtladı, dökülen kanları bunun kanıtıdır. Onlar için ne harcandıysa, geri ödediler ve Aziz Yuhanna’nın sözünü yerine getirdiler: “Mesih İsa bizim için hayatını verdi. Biz de kardeşlerimiz için hayatımızı vermeliyiz”.
Başka bir yerde şöyle denmiştir: Çok güzel bir sofraya oturduğun zaman, sana neler ikram edildiğine iyi bak. Çünkü senin de o denli hazırlık yapman gerek.
Şöleni düzenleyen efendinin yendiği bir sofra, çok güzel bir sofradır. Hiç kimse konuklarını bedeniyle beslemez, ama Mesih İsa Rabbimiz işte böyle yapıyor. O davet eden ev sahibidir. Bundan öte besini ve içkiyi kendi oluşturur. Şehitler aynı şeyi yapabilmek amacıyla yiyip içtiklerine özen göstermişlerdir.

Ama ilk harcamayı yapan kendilerine gerekeni vermeseydi, onlar aynı şeyi nasıl yapabilirlerdi? Bir ilahi olarak okuduğumuz mezmur da bize aynı şeyi salık vermiyor mu? Rabbin gözünde, kendi azizlerinin ölümü çok önemlidir.
İnsan, Tanrı’nın ona verdiklerini düşündü; kadiri mutlak olan Tanrı’nın lütuflarını gözden geçirdi ve kendisini ne denli hoşnut kıldığını düşündü. Tanrı insanı yarattı; o günah işledikten sonra onu aradı. Onu bulunca bağışladı. Savaşında o güçsüzken ona yardım etti. O tükenmek üzereyken onu yalnız bırakmadı. O galip olunca onu ödüllendirdi ve ödül olarak ona kendini verdi. Bütün bunları düşününce insan olup bitenlere hayran kaldı: Bana yaptığı tüm iyiliklerin karşılığını Rabbe nasıl vereceğim? Kurtuluş kadehini kaldıracağım.
Bu kadeh nedir? Sevginin acı sağlığa yararlı kadehi; eğer ilk önce hekimin kendisi içmeseydi, hastanın dokunmaya korkacağı kadeh. İşte söz konusu kadehin, Mesih İsa’nın dudaklarına yaklaştığını yakından biliyoruz. Çünkü o şöyle diyor: “Baba, senin için herşey mümkün. Bu kaseyi benden uzaklaştır”.Şehitler bu kaseden şöyle söz etmişlerdir: Kurtuluş kadehini kaldıracağım. Tükeneceğim diye kaygılanmıyor musun? Hayır, diye yanıt veriyor. Niçin? Çünkü Rabbe yakaracağım.

Şehitler, şehit olurken galip olmasalar, nasıl şehit olurlardı? O şöyle dedi: “Sevinin, çünkü dünyayı yendim”. Göklerin Egemenliğini elinde tutan, onların ruhunu ve dilini yönetiyordu. Onların aracılığıyla yeryüzünde şeytana galip geliyordu ve cennette şehitleri ödüllendiriyordu. Böylelikle bu kadehten içenler mutludur! Onların acısı diner, onlar onurlandırılıp gönül doygunluğuna ererler.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.