Cılız koyunu güçlendirmediniz.

Kötü çobanların ne sevdiklerini işitmişsinizdir. Bakın neye önem vermezler: cılız koyunu güçlendirmediniz, zayıf düşmüş olanı iyileştirmediniz, yaralanmış olanı tedavi etmediniz, yani kırıklarından dolayı acı çekeni. Yolunu şaşırmış koyunu geri getirmediniz, kaybolmuş olanı aramadınız, güçlü olanın belini büküp, öldürdünüz, katlettiniz. Cılız koyun yüreği zayıf olan yani hazırlıksız ve güvensizlik halinde karşılaştığında günah eğilimlerine kapılabilen kimsedir.

Çoban böyle bir kimseyle karşılaştığında ona: Oğlum, Tanrı’ya hizmet etmek istiyorsan, adil ve Tanrı korkusu içinde ol ve ruhunu günah eğilimlerine karşı hazırla demediğinde görevini yapmamış sayılır. Bu şekilde konuşan zayıf olan kişiyi güçlendirir ve inandığında da bu dünyada başarıyı umut etmemesini sağlar. Çünkü, ona bu dünyadaki başarıya umudunu bağlaması öğretilirse, bu başarıyla bile yoldan çıkar; zorluklarla karşılaştığında, bu yüzden yaralanacak hatta belki ölecektir.

Bu şekilde inşa eden, yapısını taş üstüne değil, kum üstüne inşa eder. Oysa, taş, Mesih’tir. Hıristiyanlar Mesih’in acılarını kendilerine örnek almalılar, zevkleri aramamalılar. Zayıf kişi şu sözlerlerle güçlendirilir: Bu dünyanın sunacağı günah eğilimlerine hazır ol, Rab seni hepsinden kurtaracaktır, yüreğin ondan uzaklaşmazsa. O senin yüreğini güçlendirmek amacıyla acı çekmeye geldi, ölmeye geldi, yüzüne tükürülmesine, başına dikenden taç takılmasına, hakaretler dinlemeye ve haça gerilmeye göz yumdu. O bütün bunları senin için yaptı; sen ise hiç bir şey yapmıyorsun. O bunları kendisi için değil senin için yaptı.

Çobanlar konuştukları kişileri kıracaklarını düşünüyorlarsa, bu şekilde onları, sadece onları tehdit eden günah eğilimlerine karşı hazırlamamış olmakla kalmayıp, onlara bu dünyada mutluluk sözü verirler, oysa İsa dünyaya bu sözü vermedi. İsa dünyaya acı üstüne acı sözü verdi ve sen bu acılardan bağışık kalacak bir Hıristiyan mı olmak istiyorsun? Hıristiyan olduğun için bu dünyada daha çok çekeceksin.
Gerçekten de Havari bize şöyle diyor: Mesih İsa’da dindarca yaşamak isteyenlere zulmedilecektir. Şimdi, sen Mesih İsa’nın çıkarlarını değil de senin çıkarlarını arayan bir çobanı tercih edersen (o zaman sana şöyle diyecek: Mesih İsa’da dindarca yaşamak isteyen herkese zulmedilecektir), sen, şöyle diyorsun: “Sen Mesih İsa’da dindarca yaşarsan, bütün iyiliklere sahip olacaksın. Çocuğun yoksa, istediğini evlatlık edinip ve onları yetiştireceksin ve ailenden kimse ölmeyecek”. Böyle mi inşa edeceksin? Yaptıklarına bak, evini nereye kurduğuna bak. İnşa ettiğin ev kum üzerine konmuş. Yağmurlar geldiğinde, nehirler taştığında, rüzgar estiğinde bu ev yıkılacak, evin çöküşü tam olacak.
Kumlu yeri bırak, taş üzerine inşa et, Mesih üstüne, mademki Hıristiyan olmak istiyorsun. Mesih’in haksız yere çekmiş olduğu acılarını düşün, hiçbir günahı olmadığı halde, çalmadığı şeyi yerine koyduğunu düşün; Kutsal Kitap’ın onun hakkında yazdıklarına bak: Oğlu olarak kabul ettiği her insana eziyet eder. Eziyet görmeye kendimizi hazırlamamız, ya da kabul edilmeyi aklımızdan çıkarmamız gerekir.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt