Her çoban, iyi çoban olan Mesih İsa’nın vekilidir.

Tanrı’nın bu yükü omuzlarıma yüklediği günden beri, onurumla ilgili özen beni sürekli olarak kaygılandırıyor. Çünkü çok güç bir sorumluluk yüklenmiş durumdayım. Episkoposluk görevinde bizi ürküten nedir?

Bizi onurlandırarak tehlikeli olana daha çok sevinmek, verimli olup sizi kurtarana daha az sevinmek. Size karşı durumum beni dehşete düşürüyor, ama sizinle beraber olmam beni avutuyor. Çünkü size karşı durumum Episkopos olmaktır, ama sizinle beraber bir Hıristiyanım. İlk ünvan bir yükümlülük bildirir, ikincisi ise bir lütuf. İlki tehlikeyi, ikincisi ise kurtuluşu belirtir. Uzun sözün kısası, tıpkı açık denizde bir gemi gibi bu etkinliklerin fırtınaları ile sarsılıyoruz. Ama kanıyla bizi kurtaran kişiyi anımsadığımız zaman, bu düşüncenin verdiği huzur bir bakıma güvenlik limanına girmemizi sağlıyor. Kişisel olarak bu görevi zahmetli bulsak da, sizinle birlik halinde olmak bizim için üzüntüsüz bir dinlenme oluşturuyor. Size üstün olmaktansa, sizinle birlikte kurtulmak bana daha çok mutluluk veriyor. Öyle ise Rabbin buyurduğu gibi, hizmette arkadaşınız olmam için ödenen ücrete layık olabilmek için yüce gönüllülükle uşağınız olacağım. Kuşkusuz, Kurtarıcı’yı sevmem gerek ve onun Petrus’a söylediğini biliyorum. “Petrus, beni seviyor musun? Koyunlarımın çobanı ol.” Bunu bir kez, iki kez, üç kez yineledi. Sevgi sorgulanıyordu, zahmetli çalışma kabul ettiriliyordu. Çünkü daha çok sevgi olunca, zahmetli çalışma azalır.
“Bana verdiği tüm iyilikleri Rabbe nasıl geri vereceğim?”

Koyunlarının çobanı olduğum için bana iyilik yaptığını mı söyleyeceğim? Ama bu işi başarıyorsam, bunu yapan ben değilim, ama bana destek olan Tanrı lütfudur. Her yönden arkada bırakılmışken, ona neyi geri verebilirim? Oysa çıkar gözetmeden sevdiğimiz halde, koyunların çobanı olmamıza karşın ödüllendirilmek istiyoruz. Bu nasıl olur? Bunları nasıl bağdaştırabiliriz? Çoban olmak için çıkar gözetmeden seviyorum ve çoban olduğum için ödül bekliyorum? Bu tümüyle olanaksızdır. Çıkar gözetmeden sevdiğimiz kişiden kesinlikle ödül isteyemeyiz. Çünkü bizim için ödül, sevdiğimiz kişinin kendisidir. Çünkü bizi kurtardığı için ona “geri verirsek”, bizler ki koyunlarının çobanlarıyız, bizleri çoban yaptığı için ona ne geri verebiliriz? Çünkü biz kötü çobanlarsak – Tanrı göstermesin – bu bizim kötü niyetimizden ötürüdür. İyi çobanlar olmak – bunu bize lütfen bağışlasın! – ancak tanrısal lütufla oluşabilir. Onun için sizleri, kardeşlerim, Tanrı’nın verdiği lütfu etkisiz bırakmamaya çağırıyoruz. Rahiplik görevimizi verimli kılın. Sizler, Tanrı’nın işlediği tarlasınız. Dışarıda ekeni ve sulayanı, ama içeride gelişmeyi sağlayanı kabul ediniz. Dua ile ve itaat ederek bize yardım edin! Böylece üstünüz değil de, velinimetiniz olduğumuz için sevinelim.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt