Kırık bir kalp, Tanrı’nın beğendiği kurbandır.

Davut şöyle der: “Ben suçumu kabul ediyorum.” Ben kabul ediyorsam, senin gözünü kapaman gerekir. Yaşamımızın erdemli olduğunu ve günahsız olduğumuzu ileri sürmeyelim. Yaşamımızın övgüye değer olması için, bağışlanmayı isteyelim. Umutsuz insanlar kendi günahlarına ne kadar dikkat etmez, diğer kimselerin günahlarını o kadar çok merak eder. Düzeltmeye çalışmazlar, ama eleştirirler. Ve özür dileyemedikleri için, başkalarını suçlamaya hazırdırlar. Oysa mezmur yazarı şöyle demektedir: “Çünkü ben suçumu kabul ediyorum ve işlediğim günah hep gözümde canlanıyor.” Böylece dua konusunda ve Tanrı’yı hoşnut kılmada bize örnek oluyor. O, diğer kimselerin suçlarını incelemiyordu. O, kendine karşı tanıklık ediyordu. Hayale kapılmıyordu, ama kendini inceliyordu, iç dünyasını en ince noktasına kadar irdeliyordu. O, kendini bağışlamıyordu ve bu nedenle yüzsüzlük etmeden bağışlanmayı dileyebiliyordu.

Tanrı ile barışmak mı istiyorsun? Tanrı’nın seninle barışması için gereken biçimde davranmayı öğren. Aynı mezmurda söylenenleri
gözlemle. “Çünkü bir kurban isteseydin, kuşkusuz onu sana sunardım. Sen kurbanlardan zevk almazsın.” O halde kurban olmayacak mı? Hiçbir şey sunmayacak mısın, Tanrı ile barışmak için hiçbir bağış yapmayacak mısın? Devamını dinle ve şimdi sen de şöyle de: “Tanrı için kurban, kırık bir kalptir. Kırılan ve aşağılanan kalbi, Tanrı küçümsemez.” Sunduğunu geri attıktan sonra, sunacak bir şey buldun. Ataların gibi, hayvanları kurban edip sunmak istiyordun. Buna, Tanrı’ya sungu denirdi. “Sen bir kurban isteseydin, onu sana sunardım.” Ama senin aradığın bu değil, yine de bir kurban arıyorsun.

O diyor ki: “Sen kurbanlardan zevk almazsın.” Demek oluyor ki, sen kurbanlardan zevk almadığın için, Tanrı’ya sungu yapılmayacak mı? Hiç de değil! “Tanrı için kurban, kırık bir kalptir.” Kırılan ve aşağılanan kalbi, Tanrı küçümsemez. Sunman gereken şeye sahipsin. Bir sürüyü denetleme, gemileri silahlandırma ve hoş kokulu bitki maddeleri getirmek için, deniz aşırı, uzak bölgelere gitme. Tanrı’nın hoşuna gidebilecek şeyi gönlünde ara. Yüreğin paramparça olmalıdır. Ölecek diye kaygılanma! Burada sana dedikleri gibi: Ey Tanrım, bende saf bir kalp yarat. Saf bir kalp yaratmak için, saf olmayan yüreği paramparça etmek gerek.

Günah işlediğimiz zaman kendimizi beğenmememiz gerekir. Çünkü günahlar Tanrı’yı kızdırır. Ama biz günahsız değiliz ve günah Tanrı’yı kızdırdığı gibi bizi de kızdırırsa, bu açıdan biz de Tanrı’ya benzeriz. Bir ölçüde Tanrı istenciyle birleşeceksin. Çünkü kendinde beğenmediğin şeyden, seni yaratan tiksiniyor.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt