Rab Tanrı ışığını onların üzerine saçacaktır.

Bizler ki Hıristiyanız, inanmayanlara kıyasla, şimdiden ışığı oluşturuyoruz. Havari bu konuda şunları söyler: “Geçmişte, sizler koyu karanlıktaydınız. Şimdi Rabdesiniz, ışık oldunuz. Işığın çocukları gibi yaşayınız.” Ve başka bir yerde şöyle der: “Gece sona eriyor, gündüz çok yakındır. Koyu karanlığın etkinliklerini reddedelim, ışığın silahlarını kuşanalım. Güpegündüz davranıldığı gibi, dürüst olalım”.
Ama yürüdüğümüz ışığa kıyasla, içinde bulunduğumuz gündüz hala bir gecedir. Havari Petrus’un öğretisi budur: Rab Mesih İsa’ya yüce ve görkemli Olan’dan kendisine “Benim sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” diye gelen ses. Kutsal dağda O’nunla birlikte bulunduğumuz için gökten gelen bu sesi biz de işittik. Ama bizler orada değildik ve gökten gelen bu sesi duymadık. Bu nedenle Aziz Pavlus bizler için şöyle der: “Böylece Peygamberlerin sözleri bizim için daha da büyük kesinlik kazanmıştır. Gün ağarıp, sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek, karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere dikkat ederseniz, iyi edersiniz”.

Rabbimiz İsa Mesih geleceği zaman ve Havari Pavlus’un dediği gibi, “O, koyu karanlıkta gizli olanı aydınlığa çıkaracaktır ve kalplerdeki niyetleri açığa vuracaktır. Böylece herkes Tanrı’dan hak ettiği övgüyü alacaktır.” O zaman, böyle bir gün ışığında artık lambalara gereksinim olmayacaktır. Vahiy yoluyla verilen haberler artık bize okunmayacaktır. Elçinin Kitabı artık açılmayacaktır. Yuhanna’nın tanıklığını ısrarla istemeyeceğiz. İncil’e bile artık gereksinimimiz olmayacak. Kutsal Kitap geri alınacaktır; oysa Kutsal Kitap bu dünyanın karanlığında bizim için bir lamba gibi parlıyordu ve karanlıkta kalmamamızı sağlıyordu.
Bütün bunlar yok olduktan sonra, bu ışığa artık gereksinmemiz olmayacağı zaman, aynı zamanda bunu bize söyleyen Tanrı adamlarına da gereksinmemiz olmayacağı zaman, tüm bu araçlar olmadan bu gerçek ve parlak ışığı göreceğimiz zaman ne göreceğiz? Ruhumuzun gıdası ne olacak? Gözlerimiz nasıl şenlenecek? İnsan gözünün görmediği, kulağının duymadığı ve kalbinin de imgelemediği bu sevinç nereden gelecek? Ne göreceğiz?

Çok rica ederim, benimle sevinin; benimle inanmaya acele edin. Yukarıdaki vatanı isteyelim, yukarıdaki vatanı yürekten dileyelim. Bu dünyada birer sürgün olduğumuzu anlayalım. Ne göreceğiz? İncil bunu bize bildirsin: “Başlangıçta Kelam vardı ve Kelam Tanrı ile beraberdi ve Kelam Tanrı idi”. Birkaç damla çiğ alıyordun, kaynağa geleceksin. Koyu karanlıklarla dolu kalbine dolambaçlı yollardan ve yer altından bir ışık geliyordu; ışığın kendisini açıkça göreceksin, onu görebilecek ve taşıyabilecek özellikte olman için arınacaksın. Aziz Yuhanna şöyle diyor: “Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız bize gösterilmedi. Ne var ki, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz”.

Kalplerinizin benimle beraber yükseldiğini duyumsuyorum; ama çürüyebilen beden ruha ağırlık veriyor. Dünya ruhu binbir düşünce ile alçaltıyor. Şimdi bu kitabı bırakacağım, siz gideceksiniz ve herbiriniz evine dönecek. Işıklı çevrede duygu ve düşünce ortaklığı kurmak bizim için iyi oldu, sevinmek bizim için iyi oldu, neşelenmek bizim için iyi oldu. Ama birbirimizden uzaklaşırken, ondan uzaklaşmayalım.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt