Tek Çoban!

O halde, Mesih seni adil şekilde otlatır. Kendine ait olan kuzuları kendine ait olmayanlardan ayırır. Bana ait olan kuzular sesimi duyar ve beni izler, der.Burada tüm iyi çobanları tek bir çobanda buluyorum. İyi çobanlar eksik değil, ama tek bir çobanda birleşmiştir. Ayrı düştükleri zaman sayıları çok olur. Burada tek bir çobandan söz ediliyor. Çünkü tüm bu metin birliği savunuyor. Çobanların şimdi seslerini duyurmadıkları ve Rabbe, kuzularını emanet edecek birisini bulamadığı için ‘çoban’ adı verildiği doğru değildir. Rab Petrus’u buldu ve bunun için de koyunlarını ona emanet etti; ama aynı zamanda Petrus’un şahsında birliğin değerini de vurguladı. Birçok Havari vardı, ama Rab yalnız birine “Kuzularımın çobanı ol” dedi. Bugün iyi çoban bulunmadığını, iyi çoban yokluğu çekildiğini, Tanrı merhametinin bunların ortaya çıkmasını ve görev almasını sağlamayacağını sanmayalım.

İyi kuzular olduğuna göre, elbette ki iyi çobanlar da var. Çünkü iyi çobanlar, iyi kuzulardan çıkar. Ancak iyi çobanlar, bir tek çobanda buluşurlar ve bir olurlar. Onlar kuzuları otlatırken, Mesih kuzuları otlatmış olur. Güveyin dostları onun sesine sahip çıkmaz, ancak güveyin sesinden büyük mutkluluk duyarlar. O halde onlar otlattığı zaman, otlatan O’dur ve O, “otlatan Ben’im” der. Çünkü onlarda varolan kendi sesidir, onlarda varolan kendi merhametidir. Çünkü kendi varlığının bir diğeriymiş gibi kuzularını emanet ettiği Petrus’un bile kendisiyle bir olmasını istemişti. Ona kuzularını emanet ederken kendisi baş kalmayı, Petrus’un ise vücudu, yani Kilise’yi temsil etmesini istiyordu. Böylece güvey ve gelin gibi ikisi bir olacaktı.
O halde ona kuzularını emanet etmeden önce, bunları kendinden ayrı ve farklı birisine emanet etmiş olmamak için ne dedi? “Petrus, beni sever misin? Ve Petrus: Seni seviyorum, diye yanıt verdi. Tekrar sordu: Beni seviyor musun? Seviyorum, diye yanıt verdi. Ve bir üçüncü kez: Beni seviyor musun? Seviyorum, diye yanıt verdi.” Birliği pekiştirmek için sevgiyi güçlendiriyor. İçlerinde çoban olan O’dur ve onların tümü de bir tek O’nda çobandır.

Çobanlardan söz etmiyor, ama yine de onları ima ediyor. Övünenler Rabde övünmeli. Mesih böylece çoban olur. Kişi böylece Me-sih için çoban olur. Mesih’te çoban olur kendisi için, Mesih dışında çoban olmaz. Gerçekten de sanki peygamber, gelecek zaman için bu kötü günlerin kehanetinde bulunuyormuş gibi çoban kıtlığı yoktur. Rab, “kuzularımın çobanı ben olacağım” sözlerini, kuzularını emanet edebileceği kimse bulunmadığı anlamında söylememiştir. Havariler, bu bedenle ve bu dünyada henüz kendisiyle olduğu zaman bile Tek Çoban olan O, hepsinin bir olmasını sağlayan O, şöyle demişti: “Bu ağıla ait olmayan başka kuzularım da var; onları da diğerleri ile birleştirmem gerekiyor. Tek bir sürü ve tek bir çoban olacak.”

O halde çobanlar, tek bir çobanda bir olsunlar. Çobanın tek sesini duyursunlar. Kuzular bu sesi işitsin, çobanın ardından gitsin; şu veya bu çobanın değil, tek çobanın ardından. Ve hepsi de O’nda tek bir ses versin, uyumsuz birçok ses değil. Sizden rica ediyorum, kardeşler, hepiniz uyum içinde olun ve aranızda ayrılık olmasın. Her tür ayrılıktan sıyrılmış, her tür sapkınlıktan arınmış bu sesi kuzular dinlesin. Bana ait olan kuzular sesimi dinler ve ardımdan gelir diyen çobanlarını izlesinler.

AUGUSTİNUS (354-430)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.