Bol ışınlı bir ışık olan Kilise, yoksulluğu içinde parlayarak sonsuza uzanır.

İlk ışık ya da seher karanlıklardan ışığa bir geçiş olur; bunun içindir ki, haklı olarak, tüm seçilmişlerin Kilise’sine şafak veya seher deniliyor. Nitekim seherin bir benzeri gibi, inançsızlığın gecesinden inancın ışığına geçer ve karanlıklardan sonra göksel ışığın görkemi ile güne açılır.Bunun içindir ki Ezgiler Ezgisi’nde: “Kim bu, seher gibi yükselen” (Ezg. 6, 9) diye okunuyor. Sonsuz yaşamın nimetlerini arzulayan kutsal Kilise’ye seher deniliyor. Çünkü günahın karanlıklarını terkettiğinden azizlik ışığı ile parlıyor.Ne var ki, şafağın ve seherin imgelerinde, üzerinde duracağımız çok daha derin bir şey vardır. Nitekim seher ya da ilk sabah gecenin geçtiğini ilan ederler fakat, yine de, günün tüm göz kamaştırıcılığını göstermezler; geceyi kovup günü kabul ettiklerinde, karanlıklara karışmış ışığı koruyorlar.

Bu yaşamımızda gerçeği izleyen bizler, seherden ya da şafaktan başka ne olabiliriz ki? Her ne kadar ışığın bazı işlerini yapıyorsak da, başkaca uğraşılarda karanlıkların kalıntılarından kurtulamıyoruz.Bunun içindir ki Peygamber Tanrı’ya: “Hiçbir insan haklı bulunmaz, senin karşında” (Mez. 142, 2) diyor. Ve yine şöyle de yazıldı: “Çünkü hepimiz çok hata yaparız” (Yak. 3, 2).Bu yüzden Pavlus: “ilerlemiş” dedikten sonra “Gündüz geldi” demiyor da: “Gündüz yaklaşmıştır” (Rom. 13, 2) diyor. Nitekim gecenin geçtiğini ve gündüz daha gelmediğini beyan eden kimse, hiç kuşkusuz, halen seherde yani karanlıklardan sonra ve güneşten önce bulunduğunu gösterir.

Seçilmişlerin kutsal Kilise’si, günahın gölgesi ile karışmadığında, gündüzün içinde olacaktır. Kusursuz coşku ve içten gelen ışıkla parladığında tümden gündüz olacaktır.Bunun içindir ki, “sehere yerini verdin” (Eyü. 38, 12) denildiğinde, seher bir geçiş dönemi olarak sunulmaktadır. Yeni bir göreve atanan bir durumdan başka bir duruma geçer. Fakat seherin yeri sonsuz görünümün kusursuz açıklığından başka ne olabilir? Bu yere götürüldüğünde seher, artık geçmiş gecenin karanlıklarından hiç bir iz taşımayacaktır.Sevginin arzuladığı yer, mezmur yazarı tarafından “Tanrı’ya, hayatın kaynağı Tanrı’ya susadım; ne zaman görmeye gideceğim Tanrı’nın yüzünü? (Mez. 41, 2) dediğinde bildirilmiştir.Önceden bilinen bu yere doğru koşuyordu seher, Pavlus Mesih’le birlikte olmak için bedeninden kurtulmayı arzuladığını söylediğinde bunu beyan ediyordu. Ve ekliyordu: “Çünkü yaşamak benim için Mesih’tir, ölmek de kazançtır” (Flp. 1, 21).

GREGORİUS MAGNUS (540-604)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.