Umudumuzu Tanrı’ya teslim edersek, yaşama döneriz.

Ey Rab, yargılarını benim üzerime yağdırıyorsun, bütün kemiklerim korku içinde titreyerek sarsılıyor, ruhum dehşet içinde.
Donakalmış bir durumdayım ve göklerin senin önünde temiz olmadıklarını biliyorum. Meleklerinde bile kötülük buldunsa (bk. Eyü. 15, 15; 4, 18) ve onları kötülükten sakınmadınsa, benim halim ne olacak? Gökyüzünden yıldızlar düştü (Va. 6, 13) ve toz olan ben nasıl da kurumluyum. Övgüye değer gibi görünen yapıtları olan insanlar rezaletin düşürebileceği en berbat yere kadar düştüler ve meleklerin ekmeğini yiyenlerin, domuzcukların yiyeceğini zevkle yer hale geldiklerini gördüm. Elini çektiğin zaman, ya Rab, hiçbir azizlik kalmıyor. Yol göstermekten vazgeçtiğin zaman yararlı olacak bilgi kalmıyor. Sen destek olmazsan yardıma yarayabilecek güç yoktur. Kendi halimize bırakılırsak denizin dibini boylar, mahvoluruz. Senin tarafından ziyaret edilirsek, dalgaların üstünde ayakta kalır, yaşarız. Kararsızlığa düştüğümüzde bizi güçlendiriyor, isteksizliğe kapıldığımızda bizi tutuşturuyorsun.

Her türlü boş şan üzerindeki yargılarının içinde yutulmaktadır. Senin huzurunda her beden nedir ki? Kilden vazo kendisini yapana karşı çıkabilir mi? (bk. Yşa. 29, 16). Tanrı’ya yürekten bağlı olan kendisini boş övgülere nasıl kaptırabilir?Gerçeğe bağlı olan bir kimseye bütün dünya bir olsa bile gurur aşılayamaz; tüm umudunu Tanrı’ya bağlayan kimseyi insanların övgüleri duygulandıramaz. Konuşanlar bir hiçtir; onlar söyledikleri sözlerinin sesiyle birlikte geçeceklerdir; ancak Rabbin gerçeği sonsuza dek kalacaktır” (Mez. 116, 2).

THOMAS KEMPİS (1379-1471)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt