Aziz Leopoldus hayatını verdi; acılarını ve dualarını ikram etti.

Aziz Leopoldus tanrıbilimsel ya da ebedi yapıtlar bırakmadı; kültürü ile çekici olmadı; toplumsal kuruluşlar kurmadı. Onu tanıyanlar için ufacık ve hastalıklı fakir bir din adamından başka bir şey de olmadı. Yüceliği başka yerde: kendini vermesindedir, günden güne, papaz hayatı boyunca, elli iki yıl sürece bir günah çıkartma hücresinin sessizliğinde, ihtiyatında, alçakgönüllülüğünde: “İyi Çoban kuzuları için hayatını sunuyor.” Rahip Leopoldus her zaman orada idi, hazır durumda ve gülümseyen, temkinli ve mütevazi, ruhların ihtiyatlı sırdaşı ve sadık babası, saygılı üstat ve anlayışlı, sabırlı tinsel müşavir. Hayatı boyunca tövbekarları ve meslektaşları yaptıkları gibi, onu tek bir sözcükle tanımlamak istiyorsak o “günah çıkartan”dır: bildiği tek şey “günah çıkartmak” idi. Ve yüceliği de, tam tamamına, burada idi.

Ortadan kaybolup gerçek Ruhlar Çobanına yer vermesinde. Bağlılığını bu şekilde ifade ediyordu: “Yarar sağlamamak için her şeyi gizleyelim, Tanrının bir lütfu gibi görünenleri dahil. Şan ve şeref sadece Tanrı içindir. Mümkün olsaydı bu dünyadan iz bırakmayan bir gölge gibi geçmeliyiz.” Ve ona bu şekilde yaşamayı nasıl başarabildiğini soranlara “Hayatım bu!” yanıtını veriyordu. “İyi Çoban kuzuları için hayatını sunuyor.” İnsanların gözünde azizimizin hayatı görünmeyen ve zalim bir elin tüm dallarını kestiği bir ağaca benziyor. Peder Leopoldus bir konuşma aksaklığının vaiz vermeyi yasaklayan bir rahipti. Heyecanla kendini misyonerliğe adamak isteyen ve sonuna kadar hareket gününü bekleyen bir rahipti. Hiçbir zaman yola çıkamadı, sağlığı çok sağlam olmadığından. Öylesine güçlü bir evrensel ruha sahipti ki halen ayrı olan Latin Kilisesi ile Doğu Kiliselerinin tümden birliğinin yeniden tesis edilmesi ve “tek bir çobanla tek bir sürü”nün (Yu. 10, 16) yeniden meydana gelebilmesi için, gündelik bir sunuşta kendini Rab’be sundu. Ancak evrensel dinsel eğilimini gizleyerek yaşadı. Ağlayarak itiraf ediyordu: “Burada itaat içinde ve dinsel görevimi yaparak misyonerlik yapacağım.” Ve de: “Dinsel hizmetimi isteyen her insan, şimdilik, benim için Doğu olacak.” Aziz Leopold’a ne kaldı? Hayatı kime ve neye yaradı? Tanrı’yı, sevgiyi ve umudu kaybetmiş olan kardeşler ve kız kardeşler kaldı ona. Tanrı’yı kaybetmiş olan ve affını, tesellisini, barışını, huzurunu Ondan dileyen zavallı insanlar. Bu “fakirlere”, Aziz Leopoldus hayatını verdi; acılarını ve dualarını ikram etti; fakat, özellikle, onlarla barışmanın kutsal gizini kutladı. Orada karizmasını yaşadı. Orada faziletleri kahramanca ifade edildi. Barışmanın Kutsal Gizini kutladı, dinsel görevini çarmıha çekilmiş Mesih’in gölgesinde imiş gibi. Bakışı tövbekarın diz çöktüğü yerindeki haça dikilirdi. Haç daima baş rolde idi. “O af eder, o bağışlar!”. O, sürünün Çobanı.

LEOPOLDUS MANDİÇ († 1942)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt