MAXİMİLYAN MARİA KOLBE (1894-1941)

Maximilyan Maria Kolbe’nin Yazışmalarından
14 Ağustos, Aziz Maximilyan Maria Kolbe Bayramı

Fransisken tarikatının misyonu.

Her kuşak kendi uğraş ve başarılarını önceki kuşaklarınkine eklemelidir. Dinsel bir tarikatın yaşamında böyle oluyor, bundan dolayı bizim tarikatımızda da böyle oluyor. Biz neler katacağız? Derler ki: dinsel bir tarikat, kuruluş tarihinden itibaren, ne denli uzaklaşırsa o denli zayıflar. Çoğu zaman öyle olur ancak zorunlu olarak değil. Nitekim ruh, beden gibi, yaşlanmanın doğal yasalarına bağlı değildir, hiçbir sınırlandırma olmaksızın evrimleşir, genişleyebilir ve bunları yapmakla yükümlüdür. Bunun için, örneğin, Tanrı’ya karşı kendi sevgisinden bir “parça”yı ya da kendisininkine “eşit” bir sevgiyi edinmemiz için Aziz Franciskus’a dua etmek bir alçakgönüllülük göstergesi değildir. O, (Aziz Franciskus) ruhunun çocuklarında gelişmesini ister, kusursuzluğumuzun aşılmaz sonucu, limiti olarak azizliğini tespit etmek istemez. Tarikatta diktiği tohum “hiçbir sınırlandırma olmaksızın” gelişmeli.

Fransisken Tarikatının başlangıçlarından itibaren Meryem’in asıl günahsız varoluşunun durumu durmaksızın evrimleşti. Meryem’in bu özel ayrıcalığını savunmak için mücadele edildi. Mücadele zafer ile sonuçlandı. Bu gerçek her yerde kabul edildi ve inancın dogması olarak ilan edildi.
Yoksa şimdi her şey bitti mi? Yoksa bir evi inşa etmek için tasarısını çizip onu inşa etmek için uğraşmaz mıyız? Yoksa evin inşaatının gerekli hazırlığı olduğu için tasarının oluşturulduğu doğru değil midir? Bunun için şimdi tarihimizin ikinci sayfası açılıyor: yaşayan ve zamanın sonuna kadar yaşayacak olan tüm insanların gönüllerinde bu gerçeği ekmeliyiz, gelişimini ve azizlik meyvelerinin bakımını üstlenmeliyiz. Lekesiz Meryem’i insanların kalplerine yerleştirmek, öyle ki O onlarda Oğlu’nun tahtını kursun, O’nu bilmeleri için yüreklendirsin ve çok kutsal Kalbine yönelik sevgi ile ateşlesin.

Tarikatımızın adı “Çilenin Tarikatı”dır, çile çeker ve çileyi vaaz eder. Ve biz biliyoruz ki Meryem’i günahsız varoluşunun ilanından dört yıl sonra, Lourdes’de, Meryem’in kendisi “Çile, çile, çile” istedi. Bozulmuş dünyamızda çileyi ilan eden Lekesiz Meryem’dir. Öyle ise izin verelim ki O, bizde ve Tarikatımızın aracılığı ile, ruhları yenilemek için çileyi ilan etsin. Bu çileyi bize vaaz etmesine izin verelim; gönlümüzü açalım, girmesine bırakalım; O’na cömertçe kalbimizi, ruhumuzu, bedenimizi, tüm benliğimizi koşulsuz verelim; kendimizi bütünü ile O’na adayalım, kısıtlama koymaksızın, kayıtsız şartsız hizmetkarları, çocukları, kendi malı olmak için öyle ki, mistik olarak, kendimizi bu dünyada yaşayan, konuşan, çalışan O’na dönüştürelim.

O, günahsız varoluşdur ve bu yüzden O bizde de öyledir ve bizi kendisine dönüştürüp iffetli yapıyor. O Tanrı’nın Annesi’dir ve bizde de Tanrı’nın Annesi’dir, bu yüzden bu tanrısal anneliğini bizle paylaşıyor, insanların ruhlarında bizim aracılığımızla tanrısal Oğlu’nu yeniden doğuruyor. Birçok ülkelerde bulundum, birçok insanlarla konuştum, pek çok şeyler gördüm… fakat inanın bana çağımızın kötülüklerini tedavi etmek için bizim Serafik Tarikatımızdan daha uygunu yoktur, yeter ki cesaretle, çabuklukla ve sebatla Babamız Aziz Franciskus’un ruhunu geliştirsin ve yaysın. Lekesiz Meryem bize ve bizim aracılığımız ile merhametinin dolgunluğunu göstermek istiyor: eylemine engel yaratmayalım, bırakalım çalışsın. Fakat neden kendisi bunu aracılığımızla yapmak istiyor? Bu sevgisinin bir gizidir.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt