PİUS (PİETRELÇİNA’LI) († 1968)

Pius (Pietrelçina’lı), Mektuplarından
(Mektup 505; 510; Mektuplar, Cilt 1, 1065; 1093-1095; Baskı 1992)
23 Eylül, Aziz Pius Bayramı

Sesimi güçlü şekilde yükselteceğim ve Ondan vazgeçmeyeceğim (Mat. 16, 24; İbr. 12, 2). Bu itaatim gereğince 5 Ağustos 1918 akşamından 6 Ağustos’a kadar bende olanları size açıklamaya hazır bulunmaktayım. Bu olağanüstü çile süresinde bana olanları size anlatacağım. 5 Ağustos akşamında bizim çocuklara günah çıkartıyordum ki, birden, aklımın karşısına dikilen göksel bir kişilik yüzünden sonsuz bir dehşet ile doldum. Elinde ucu iyice bilenmiş, sanki ateş fışkıran çok uzun bir demir levhasını tutuyordu. Bunu görmem ile o kişinin büyük bir şiddetle o aleti ruhuma fırlatması aynı anda oldu. Güçlükle inledim, içim gidiyordu. Çocuğa çekilmesini söyledim çünkü kendimi kötü hissediyordum ve devam etmek için gücüm kalmamıştı. Bu çile, hiç durmaksızın, 7 Ağustos sabahına kadar devam etti. Bu acı dönemde neler çektiğimi anlatamam. O aletle çekilen ve peşinden sürüklenen bağırsaklarımı bile görüyordum, her şey darmadağınıktı. O günden bu güne ben ölümcül bir şekilde yaralandım. Ruhumun derinliklerinde hep açık olan ve beni sarsan (spazm yaratan) bir yara hissediyorum. Çarmıha gerilmemin nasıl olduğu konusunda sorduklarınıza ne diyebilirim ki? Tanrım, bu değersiz yaratığına yaptıklarını açıklamak zorunda kalınca öyle bir karışıklık öyle bir aşağılanma hissediyorum ki! Geçen 20 Eylül’ün sabahı idi, koroda idim, kutsal ayini kutladıktan sonra ve birden tatlı bir uykuya benzer bir rehavete kapıldım. Tüm iç ve dış duyularım ve de ruhumun yetileri anlatılmaz bir huzura kavuştular. Etrafımda ve içimde tümden bir sessizlik oldu; hemen büyük bir huzura kapıldım ve her şeyi terk edince kendimi bıraktım, durakladım. Tüm bunlar bir anda oldu. Ve bunlar olmakta iken karşımda gizemli bir kişiyi gördüm, 5 Ağustos gecesinde gördüğüme benzer şu farkla ki elleri, ayakları ve göğsü kan revan içinde idi. Onu gördüğümde çöktüm ve o an neler hissettiğimi anlatamam. Ölür gibi oldum ve Rab, göğsümden fırlayacak gibi atan kalbimi desteklememiş olsaydı, ölecektim. Gördüğüm kişinin görüntüsü çekildi ve ellerimin, ayaklarımın ve göğsümün delinmiş olup kanlar boşaldıklarını gördüm. Nerede ise her gün çektiğim acıları tahmin edin. Kalbimdeki yara sürekli olarak kan akıtıyor. Babamız, ben acıdan ve ruhumun derinliğinde hissettiğim karışıklıktan dolayı ölüyorum.

Rab zavallı yüreğimin iniltilerini duymazsa ve bunlardan beni kurtarmazsa kansızlıktan öleceğimden korkuyorum. O kadar iyi olan İsa bana bu lütufta bulunacak mı? Bu dış işaretlerden dolayı denemekte olduğum bu karışıklıktan beni kurtaracak mı, en azından? Ona güçlü şekilde sesimi yükselteceğim ve Onu vazgeçtirmekten vazgeçeceğim öyle ki merhameti ile benden acıyı ve sancıyı değil de – çünkü bunu imkansız görüyorum ve acı ile sarhoş olmak istiyorum – anlatılamayacak ve dayanılmaz bir karışıklık ve bir aşağılama yaratan bu işaretleri benden çeksin. Bundan önceki mektubumda sözünü etmek istediğim kişi, daha önceki 5 Ağustostaki mektubumda söz ettiğim kişidir. O eylemini durmaksızın izliyor, ruhuma aşırı bir acı vererek. İçimde sürekli bir gürültü hissediyorum, kan akıtan bir şelale gibi. Tanrım! Ceza doğrudur ve yargılanman dürüsttür fakat sonunda bana merhamet et. Peygamberin ile birlikte. Sana her zaman: Domine, ne in furore tuo arguas ne, neque in ira tua corripias me! (Ya Rab, öfkeyle azarlama beni, gazapla yola getirme). Babamız, artık içimi bildikten sonra, böylesine çetin bir acı içinde, teselli sözünün bana kadar gelmesini esirgeme.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt