Haçın gücü.

Kutsal Yazılar, yüzyılların tecrübesiyle de mutabık olarak, insanlık ailesine, gelişmenin insan için büyük bir nimet oluşturmasına rağmen, beraberinde ciddi bir kötülük eğilimi de getirdiğini öğretmektedir. Gerçekten, değerler hiyerarşisi alt üst olup, kötülük iyilikle karışınca, insanlar ve gruplar artık başkalarının yararlarına değil, sadece kendi menfaatlerine bakmaktadırlar. Böylece dünya henüz gerçek bir kardeşlik alanı olarak görünmezken, öte yandan da insanın büyümüş olan gücü, insan türünü yok etmekle tehdit etmektedir.

Böyle bir felaketin nasıl üstesinden gelinebileceği sorulduğu vakit, Hıristiyanlar, her gün gururun, insanın kendisine olan aşırı sevgisinin etkisiyle yıkıma uğrama tehdidi altında bulunan bütün insani faaliyetlerin, haç’la ve Mesih’in dirilişiyle, paklanmaları ve mükemmel hale getirilmeleri gerektiğini kabul etmektedirler. Gerçekten, Mesih tarafından kurtarılan ve Kutsal Ruh’ta yeni bir yaratık haline gelen insan, bizzat Allah’ın yaratmış olduğu bu realiteleri sevebilir ve sevmelidir. Çünkü o, bunları Allah’tan almaktadır: Velinimetine şükretmekte, bir yoksulluk ve özgürlük ruhu içinde, yaratılıştan yararlanmakta ve ondan zevk almaktadır; o vakit, hiç bir şeyi olmayan ve her şeye sahip olan biri gibi, dünyaya gerçek olarak sahip kılınmaktadır. “Çünkü her şey size aittir, fakat siz Mesih’e aitsiniz, Mesih de Allah’a aittir” (I. Ko. 22-23).

Kendisi ile her şeyin yapılmış bulunduğu, Allah’ın Kelamı, kendisini beden yaptı ve insanların toprağında oturmaya geldi. Mükemmel insan olarak, dünya tarihine girdi, onu üstlendi ve kendinde özetledi. Bizzat o bize Allah sevgidir diye açıklıyor ve aynı zamanda bize, insan mükemmeliyetinin ve dolayısıyla dünyanın değişmesinin temel yasasının yeni merhamet ve sevgi (charitas) buyruğu olduğunu öğretiyor. İlahi sevgiye inananlara, merhamet yolunun bütün insanlara açık bulunduğu, evrensel bir kardeşlik tesis etmek için sarfedilen çabanın boşuna olmadığı inancını getiriyor. Bu sevginin yalnızca parlak eylemlerle değil, her şeyden önce hayatın günlük akışında aranması gerektiği hususunda da bizi uyarıyor. Günahkar olan biz hepimiz için ölmeyi kabul ederek, verdiği örnekle, bedenin ve dünyanın, adaleti ve barışı arayanların omuzları üzerine yüklediği bu haçı bizim de taşımamız gerektiğini bize öğretiyor. Dirilişiyle Rab olmuş bulunan ve kendisine gökte ve yeryüzünde bütün yetkilerin verilmiş olduğu Mesih artık insanların yüreğinde Ruh’unun gücüyle etkili olmaktadır. Orada sadece gelecek dünya özlemini uyandırmakla kalmıyor; aynı zamanda, insanlık ailesini kendi hayat koşullarını iyileştirmeye ve bütün dünyayı bu finaliteye tabi kılmaya iten bu yüksek dilekleri de canlandırıyor, arındırıyor ve güçlendiriyor. Kuşkusuz, Ruh’un armağanları çeşitlidir; bazılarını cennet arzusu hakkında açıkça tanıklık etmeye ve beşer ailesi içinde bu tanıklığı canlı tutmaya çağırmaktadır; diğerlerini de insanların dünyevi hizmetine kendilerini adıyarak görevleriyle göklerin ülkesinin malzemesini hazırlamaya çağırmaktadır. Fakat hepsini, bencil sevgiden vazgeçerek ve yeryüzünün bütün enerjilerini insan yaşamının hizmetinde toplayarak, beşeriyetin bütünüyle Allah’ı hoşnut eden bir sungu halini alacağı bir geleceğe doğru atılmaları için özgür insanlar yapmaktadır.

İKİNCİ VATİKAN KONSİLİ (1962 – 1965)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt