Kilise tek Güveyi olan Mesih’i izler.

Kilisenin ilk zamanlarından beri, İncil’deki önerileri uygulayarak, Mesih’i daha fazla bir özgürlük ile izlemeyi ve daha yakından taklit etmeyi amaçlayan erkekler ve kadınlar oldu ve herkes, kendine göre, Tanrı’ya adanan bir yaşam sürdü. Birçokları, Kutsal Ruh’un esini ile, ya münzevi bir yaşam sürdüler ya da, Kilisenin yetkisi ile isteyerek kabul ettiği, dinsel aileler kurdular. Bu yüzden ve tanrısal niyetle harika bir dinsel topluluklar çeşitliliği türedi. Bunların sayesinde Kilise sadece “her iyi iş için” (II. Tim. 3, 17) donatılıp Mesih Bedeninin oluşması için (bak. Ef. 4, 12) görevini uygulamayı hazır olmakla yetinmedi fakat, çocuklarının çeşitli armağanları sayesinde “güvey için süslenmiş bir gelin” (bak. Elç. 21, 2) gibi görünüp bunun vasıtası ile “Tanrı’nın çok şekilli bilgeliğini” (bak. Ef. 3, 10) belirtmiş oldu.

Bu armağan çeşitliliği içinde, Tanrı tarafından İncil’deki önerileri uygulamaya çağrılıp sadakatle uygulayanlar çok özel şekilde Tanrıya adanırlar ve bakir ve fakir olarak (bak. Mt. 8, 20; Lk. 9, 58) “çarmıhta ölünceye kadar” (bak. Fil. 2, 8) itaat göstererek insanları kurtaran ve kutsayan Mesih’i izlerler. Kutsal Ruh’un kalplerinde dağıttığı sevginin dürtüsü ile (bak. Rom. 5, 5) her gün daha çok Mesih ve bedeni olan Kilise için yaşarlar (bak. Kol. 1, 24). Tüm yaşamı kapsayan bu bağışlama ile ne denli Mesih’e bağlanırlarsa Kilisenin yaşamı o denli canlanır ve öğretisi güçle verimli olur.

Herhangi bir kurumun üyeleri her şeyden önce hatırlasınlar ki onlar, İncil’deki önerileri kabul ederek, tanrısal çağrıya cevap verdiler. Böylece onlar sadece günaha ölmediler (bak. Rom. 6, 11) fakat dünyadan vazgeçerek yalnızca Tanrı için yaşıyorlar. Nitekim tüm yaşamlarını Tanrının hizmetine sundular ve bu derin bir şekilde vaftizin kutsamasında kök almış özel bir kutsama teşkil ediyor ve de en kusursuz ifadesi oluyor.

İncil’deki önerileri uygulayanlar her şeyden önce ilk olarak bizi seven (bak. 1 Yu. 4, 10) Tanrı’yı arasınlar ve sevsinler, ve her durumda Mesih ile Tanrı’da gizli olan yaşamı beslemeye gayret etsinler (bak. Kol. 3, 3) ki bundan dünyanın kurtuluşu ve Kilise’nin inşası için başkalarına yönelik sevgi kaynaklanıp dürtü alıyor. Bu sevgi, aynı zamanda, İncil’deki önerilerinin uygulamasına hareket ettirir ve yönetir.
Dinsel kişilerin “Göklerin Egemenliğini gözeterek” (Mat. 19, 12) uyguladıkları iffet lütfun değerli bir armağanı gibi sayılmalı. Nitekim, Tanrı’ya ve tüm insanlara karşı daha çok sevgi ile parlaması için, insanın kalbini özel bir şekilde özgür tutar (bak. I. Kor. 7, 32-35); bu yüzden göksel zenginliklerin bir işaretini ve aynı zamanda din adamlarının cömert bir şekilde Tanrı’nın hizmetine ve havarilik çalışmalarına kendilerini ayırmaları için son derece uygun bir araç teşkil eder. Böylece tüm Hıristiyanların karşısında Tanrı tarafından istenilen ve gelecekteki yüzyılda yer alacak olan o şahane birleşmeyi hatırlatıyorlar, Kilisenin tek güveyi Mesih ile olan birleşmeyi.

İKİNCİ VATİKAN KONSİLİ (1962 – 1965)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt