Meryem ve Kilise.

Kurtarıcı Oğlu ile kendisini birleştiren tanrısal annelik görevi ve armağanı, bireysel işlevleri ve lütufları dolayısıyla Kutsal Bakire Meryem, Kilise ile içten bağlı olmakla birlikte, Aziz Ambrosius’un öğrettiği gibi, Mesih İsa ile kurulmuş olan mükemmel birlik, sevgi ve iman düzeninde Tanrı’nın Annesi Kilise’nin simgesidir. Gerçekten de haklı olarak anne ve bakire diye nitelendirilen Kilise’nin gizemi içinde Kutsal Bakire Meryem yüce ve tekil bir biçimde bakireliğin ve anneliğin örneğini bizzat verdiğinden dolayı, en öncelikli yerde bulunmaktadır.

Bu nedenle gösterdiği itaat ve duyduğu iman dolayısıyla, hiçbir erkekle cinsel ilişkide bulunmaksızın Kutsal Ruh’un kudretinin etkisiyle Bakire Meryem, diğer bir deyişle Yeni Havva eski yılana değil de herhangi bir şekilde duraksamaksızın Tanrı’nın Meleği’ne inanarak, Tanrı’nın Oğlu’na gebe kalmış ve bunu izleyerek, Tanrı’nın pekçok kardeş, yani inananlar arasında (Rom. 8, 29) tek ve ilk Oğul olarak saydığı Oğlu’nu dünyaya getirdikten sonra, bu insanların yeniden doğuşu ve biçimlenmesi için Anne sevgisiyle işbirliğinde bulunmuştur.
Meryem Ana’nın gizemli kutsallığını dikkatle izleyen, Ondan sevgiyi örnek alan ve Peder’in isteğini inanarak yerine getiren KİLİSE sadakatle kabul ettiği Tanrı’nın sözleri aracılığıyla ANNE olarak gelmektedir; çünkü Vaftiz ve Vaaz ile, Kutsal Ruh’un kudretinin etkisi altında ilkah edilmiş ve Tanrı’dan doğmuş olan oğullarını bu defa yeni ve ölümsüz bir yaşam için dünyaya getirmektedir. Öyle ise Efendisi’nin Annesi’nin örneğine uyarak Güveyine verilmiş olan sözünü tam anlamıyla duraksamaksızın tutan yanısıra Kutsal Ruh’un yardımıyla iman bütünlüğünü, erdenlikle umudunu, kudretle Tanrı sevgisini içtenlikle muhafaza eden Kilise’de bakiredir.

Kilise, Kutsal Bakire Meryem’in şahsında kusursuz ve lekesiz olan (Ef. 5, 27) mükemmeliğe varmışken henüz inananlar günahı yenmeye çalışarak kutsallığın içinde yükselmek için güç harcamakta; bu nedenle seçkin kişilerin topluluğu önünde bir erdem örneği olarak parlayan Meryem’e bakışlarını çevirmektedirler. Kilise, Meryem Ana’yı bir evlat sevecenliğiyle düşünerek, insan olan Kelamın ışığında O’na hayran kalıp, saygıyla yücelterek, cisimleşmenin en yüce gizine daha derinden nüfuz etmekte ve Güveyine gittikçe daha çok uyum sağlamaktadır. Dolayısıyla Meryem Ana, tanıtıldığı ve onurlandırıldığı zaman bir yandan inananları, Oğlu’na yaptığı fedakarlığa ve Peder’in sevgisine çağırırken diğer yandan da kurtarış tarihine içten katılması nedeniyle imanın en büyük verilerini biraraya getirmekte ve yansıtmaktadır. Kilise ise, Mesih İsa’nın şan ve şerefinin yolunda giderken, iman, umut ve sevgi içinde sürekli olarak ilerleyerek, herşeyde tanrısal iradeyi arayıp izleyerek Efendimiz’in yüce Örneğine çok benzer bir hale gelmektedir. Bunun için Kilise, havarisel çalışmasında Kutsal Ruh tarafından ilkah edilmiş ve Bakire’den doğmuş olan Mesih İsa’yı dünyaya getiren Meryem Ana’yı, Kilise aracılığıyla inananların kalbinde de doğması ve yükselmesi için haklı olarak izlemektedir. Gerçekten de Bakire Meryem, Kilise’nin havarisel çalışması içinde insanların yeniden doğuşu için işbirliğinde bulunan bütün inananların Anne sevgisiyle canlanmaları gerektiğinden, kendi yaşamı boyunca bu sevginin en seçkin örneği olmuştur.

İKİNCİ VATİKAN KONSİLİ (1962 – 1965)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt