Mesih’i izlemek.

Kilisenin başlangıcından beri, İncil’in öğütlerini uygulayarak, Mesih’i daha büyük bir özgürlük içinde takip etmek ve onu daha büyük bir titizlikle taklit etmek isteyen ve, her biri kendine göre, Allah’a adanmış bir yaşam sürmek isteyen kadın ve erkekler olmuştur. Bunlardan bir çoğu, Kutsal Ruh’un dürtüsü ile, inzivada yaşamış ya da Kilise’nin memnuniyetle kabul ettiği ve otoritesine dayanarak onayladığı dini aileler kurmuşlardır. Bu noktadan hareketle, hayranlık uyandıran bir dini cemiyetler demeti ilahi bir şekilde çoğalmıştır. Bunlar sadece Kilise’nin “her türlü hayır işi için donatılmış olmasına ve görevin içine giren işlerin yerine getirilmesi ve Mesih’in bedeninin inşası için hazır bulunmasına değil,” (bk. II. Tim. 3, 17) fakat Kilise’nin, “güveyi için süslenmiş bir nişanlı kız gibi,” (Va. 21, 2) çocuklarının değişik yetenekleriyle güzelleşmiş olarak görünmesine ve “Allah’ın hikmetinin çok çeşitli cephelerini tanıtmasına da,” (bk. Ef. 3, 10) büyük ölçüde katkıda bulunmuştur.

Böyle bir yetenek çeşitliliği içinde, İncil’in öğütlerini uygulamaları için Allah’ın çağırmış olduğu ve bunu sadakatla yapan bütün kimseler, “haç üzerinde ölünceye kadar” (bk. Flp. 2, 8) gösterdiği itaatkarlıkla insanların fidyesini ödemiş ve onları kutlulaştırmış olan, temiz ve yoksul Mesih’i izleyerek, özel bir şekilde kendilerini Rabbe adamaktadırlar. Kutsal Ruh tarafından onların kalbine saçılan bu sevginin dürtüsü ile her gün biraz daha fazla Mesih için ve “Kilise’nin oluşturduğu onun bedeni” için (Kol. 1, 24) yaşamaktadırlar. Bütün mevcudiyetlerini kucaklayan, bu, kendilerini bağışlamak eylemi vasıtasıyla, ne kadar ateşli bir şekilde kendilerini Mesih’le birleştirirlerse, Kilise’nin yaşamı o kadar zengin olur ve onun havarilik görevi o kadar güçlenir ve verimli hale gelir.

Bütün dini kurumların üyeleri her şeyden önce şunu hatırlamalıdırlar ki İncil’in öğütlerini benimseyip uygulamakla, ilahi bir yönelime cevap vermiş olmaktadırlar. Böylece sırf günaha ölmüş değil, fakat dünyadan vazgeçmiş de olup artık yalnızca Allah için yaşamalıdırlar. Gerçekten bütün yaşamlarını onun hizmetine adamışlardır. Bu, vaftiz adaması içine derin bir şekilde kök salmış ve onu bütün tamamiyetiyle ifade eden özel bir adayış oluşturur. İncil’in öğütlerini benimsemiş olanlar, her şeyden önce, bizi ilk olarak sevmiş olan, Allah’ı aramalı ve sevmelidirler; bu kimseler, her şart altında, Mesih’le Allah’ta saklı yaşam’larını geliştirmeye gayret göstermelidirler, çünkü dünyanın kurtuluşu ve Kilise’nin inşası için yakınına sevgi bu yaşamdan itibaren doğmakta ve kendini kabul ettirmektedir. Yine bu Tanrı sevgisindedir ki İncil’in öğütlerini uygulama ilhamını ve yönünü bulmaktadır.

Din adamlarının benimsemiş oldukları, göklerin ülkesi sebebiyle temiz, dürüst olma, inayetin büyük bir bağışı olarak görülmelidir. Gerçekten bu temizlik, insanın yüreğini, Allah’a ve bütün insanlara karşı sevgi ile tutuşması için, özel bir şekilde serbest kılmaktadır. Bu nedenle o, semavi zenginliklerin özel bir işareti ve de din adamlarının tanrı hizmetine ve havarilik faaliyetlerine kendilerini sevinç içinde adamaları için çok etkili bir araçtır. Böylelikle bu kimseler, Allah tarafından tesis edilmiş olup gelecek devirde kendini açıkça gösterecek o hayranlık uyandıran birliği, kendisi vasıtasıyla Kilise’nin Mesih’i tek güveyi olarak tanıdığı birliği, bütün Hıristiyanların gözleri önünde canlandırmaktadırlar.

İKİNCİ VATİKAN KONSİLİ (1962 – 1965)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt