Gökyüzünde olan Babamın iradesine boyun eğen gökyüzündeki krallığa girecektir.

Tüm milletlerde adıma küfrediliyor (Yşa. 52, 5), diyor Rab. Ve de: Adıma küfredilmesine neden olana felaket! (Rom. 2, 24). Oysa neden küfrediliyor? Çünkü biz öğrettiklerimizi uygulamıyoruz. Nitekim ağzımızdan Tanrı’nın sözlerini duyan insanlar şaşırırlar, çünkü o sözler iyidir, takdire değerdir. Oysa sonradan, davranışlarımızın sarfettiğimiz sözlere uymadığını görünce, bunun bir masal ve bir dizi aldatmaca olduğunu iddia edip küfretmeye başlarlar.

Tanrı’nın söylediklerini bizden duyuyorlar: Sizi sevenleri seviyorsanız bu bir meziyet değildir; düşmanlarınızı ve sizden nefret edenleri sevmeniz meziyettir (Mat. 5, 46). Bunu duyduklarında bunca sevginin soyluluğuna hayran kalıyorlar. Ne var ki sonradan, değil bizden nefret edenleri sevmek, bizi sevenleri bile sevmediğimizi görürler. O zaman bizle alay ediyorlar ve böylece Tanrı’nın adına küfrediliyor. Kardeşlerim, Pederimiz olan Tanrı’nın iradesine boyun eğelim ki, güneşten ve aydan önce yaratılan o tinsel Kilise’ye dahil olabilelim. Oysa Rabbin iradesine boyun eğmezsek “evim hırsızların barınağı oldu” (Yer. 7, 2; Mat. 21, 13) diyen Kutsal Kitap’ın doğrulaması bizler içinde geçerli olacaktır. Bu yüzden seçimimizi yapalım, kurtulabilmek için yaşam Kilisesine katılmaya çalışalım. Yaşayan Kilise’nin “Mesih’in bedeni” (I. Ko. 12, 27) olduğunu bildiğinizi sanıyorum. Bunun içindir ki Kutsal Kitap: “Tanrı insanı erkek ve dişi olarak yarattı.” (Yar. 1, 27; 5, 2) diyor. Biri Mesih’tir, diğeri ise Kilise’dir. Kaldı ki, gerek Kutsal Kitap gerekse Havariler, Kilise’nin bu zamanda oluşmadığını, İsa’mız gibi tinsel olduğundan, daima varolduğunu ve bizlere kurtuluş vermek için bu son dönemde kendini açığa vurduğunu doğruluyorlar. Tinsel olan bu Kilise, birimizin bedeninde ona sadık olup terketmezse Kutsal Ruh’u da alacağını bizlere anımsatmak için, Mesih’in bedeninde görünmüştür. Aslında bu beden ruhun imgesidir. Dolayısıyla suretini yitiren özgün modelini alamayacaktır. Bu yüzdendir ki, ey kardeşler, bizlere şu şekilde sesleniyor: ruha katılabilmek için bedene saygı gösterin. Oysa bedenin Kilise ve ruhun  Mesih  olduğunu söylersek sonuç olarak bedeni hor gören Kilise’yi de hor görmüş olur. Bundan dolayı o kimse Mesih olan ruha katılamayacaktır. O halde bu beden, Kutsal Ruh’un yardımı ile, hayran olunacak bir yaşamı ve bozulmazlığı alabilir ve hiç kimse Tanrı’nın seçtikleri için neler hazırlandığını ne açıklayabilecek ne de anlatabilecek durumdadır.

ANONİMLER (II. -IV.  yüzyıl)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.