Eğer onunla birlikte acı çekersek, onunla birlikte hükmederiz.

Çok sevgili kardeşlerim, sizlere selamımı gönderiyorum ve eğer durumum müsade etseydi, huzurunuzda şahsen uğramayı da arzu ederdim. Gerçekten benim için, sizin ve kollarınızın arasında olmaktan, küfür teşkil eden bir ibadeti reddetmiş bulunan bu saf ve masum eller tarafından sıkılmaktan daha arzu edilir ve daha hoş ne olabilir?
Rabbi şanla benimsemiş bu dudakları öpmekten, dünyadan göz çevirerek, Allah’ı görmeye layık olmuş bulunan gözleriniz tarafından yakından görülmekten daha sevindirici ve daha soylu ne olabilir?
Fakat bu mutluluğu gerçekleştirmek mümkün olmadığına göre, kulaklarınızda ve gözlerinizde benim yerime geçecek olan bu mektubu size gönderiyorum. Bu mektup bana hem sizi tebrik etmek, hem de sizi teşvik etmek imkanını veriyor: semavi görkemi benimsemekte cesaretli ve ısrarlı olun; mademki ilahi lütuflar yoluna girdiniz, tacı alabilmek için ilham edilmiş bir cesaretle ilerleyin; Rab sizin rehberiniz ve koruyucunuzdur; o, şöyle diyor: İşte ben zamanların sonuna kadar her gün sizlerle beraberim.

Sizin mevcudiyetinizin aydınlattığı hapishane mutlu bir hapishanedir! Allah’ın adamlarını göğe doğru gönderen hapishane mutlu bir hapishanedir! Güneşten bile daha parlak, dünyanın bu meşalesinden daha ışıklı karanlıklar, içinde Allah’ın mabetlerinin yerleşmiş bulunduğu, içinde uzuvlarınızın, onun isminin ikrarı ile kutsanmış olduğu hapishane!
Acılara göğüs germe cesaretini sizlere vermek için Kutsal Ruh’un yararlanmış olduğu Rabbin öğrettiklerinden ve buyruklarından başka şimdi artık kalplerinizde ve ruhlarınızda hiç bir şey bulunmasın. Hiç kimse ölümü düşünmesin, ölümsüzlüğü düşünsün; geçici acıları düşünmesin, ebedi görkemi düşünsün. Çünkü şöyle yazılmıştır: Doğruların ölümü Allah nezdinde değerlidir. Ve de şöyle: Allah’ı hoşnut eden kurban, kırık bir ruhtur; Allah kırık ve yorgun kalbi hor görmez.
Ve yine (Kutsal Yazı’nın Allah’ın şehitlerini kutsayan ve acı sınavı ile onları kutsallaştıran işkencelerden sözettiği yerde): İnsanların gözünde onlar ceza çekmektedirler, fakat ümitleri sayesinde onlar daha o vakit ölümsüzlüğe kavuşmuşlardı. Onlar ulusların yargıçları ve halkların hocaları olacaklardır ve Rab ebediyen onlar üzerinde hüküm sürecektir.
O halde Mesih’le birlikte yargılayacağınızı ve hüküm süreceğinizi düşündüğünüzde sevinçten titrememeniz ve şimdiki işkenceleri gelecek mutluluğun sevinci içinde ayaklar altında çiğnememeniz imkansız olacaktır. Biliyorsunuz ki, dünyanın başlangıcından beri bu böyle düzenlenmiştir: Adalet asırla mücadelesi sırasında yer yüzünde acı çekecektir. Çünkü daha başlangıçta doğru Habil öldürülmüştür, arkasından da bütün doğrular, Peygamberler ve Allah tarafından gönderilmiş Havariler.

Bütün bunlara, ayrıca, Rab kendini örnek olarak verdi. Çünkü kendi ülkesine ancak kendisinin tutmuş olduğu yolda onu izleyerek erişilebileceğini öğretmektedir; bu dünyada kendini sevmek, kendini kaybetmektir, bu dünyada kendinden nefret etmek, kendini ebedi hayata saklamak demektir. Bedeni öldürüp ruhu öldüremeyenlerden korkmayın; daha çok cehennemde bedeni olduğu gibi ruhu da yok edebilenden korkun.

Aziz Pavlus da bizi aynı şekilde teşvik ediyor; mademki Rabbin bize vaadettiği şeye erişmek istiyoruz, o halde her şeyde Rabbi taklid etmeliyiz; bizler Allah’ın çocuklarıyız. Onun çocukları olduğumuza göre, onun mirasçılarıyız, Mesih’le birlikte mirasçılarız, şu şartla ki, onunla birlikte görkem içinde olmak için, onunla birlikte acı çekelim.

KİPRİANUS (200-258)

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.