HIRİSTİYANLIK TARİHİNİN BAŞLANGICI (303-325)

Siyasal Tanrıbilim

İlk hıristiyan İmparatoru için duyulan kayıtsız şartsız coşku Eusebius’un, birçok yerinde ermiş yaşamlarını andıran (ajiyografi) bir biyografi olan, Konstantinus’un Yaşamı adlı yazınsal çalışmasında sınırsız övgünün erişilmemiş doruklarına ulaşır. Bu yapıtı ile Eusebius, dönemin imparatorlarına döşenilen övgülerde olduğu gibi, Konstantinus’un meziyetlerini siyasal ve askeri açıdan değil de daha çok Hıristiyan dinini koruma ve yaymadaki başarıları ile yüceltmeyi amaçlıyor. Konstantinus’un kişiliği ve uğraşıları, gerçekten Eusebius’un tanrıbilimsel ve siyasal kurgusunun merkezindedirler. İmparator’da Eusebius, önceki hıristiyan kuşaklarının uzun süre besledikleri, II. yüzyılda Sardi’li Meliton ve Origenes gibi savunucuların öngördükleri bir düşün gerçekleşmesini görüyor: Mesih’in doğuşunun Augustus’un saltanatına rastlaması olayının tümü ile kabul edilip değerlendirileceği bir Romalı-Hırisitiyan İmparatorluğu’nun kuruluşu. Böyle bir İmparatorluk, bir bakıma, bu dünyada Tanrı’nın sonuçlandırıcı (Eskatolojik, tarihin son olayları ile ilgili her şey – Yunanca Eschata, son şeyler, son olaylar) saltanatının öngördüğü yeni bir evrensel barış düzeni’nin kurulmasında ve korunmasında Kilise ile İmparatorluğu bağlayan ortak menfaatlerin bir işareti olacaktı.

İlk Kilise Tarihi

Diocletianus’un uzun baskılarının dramatik deneyini yaşamış ve tüm anlatılamaz dehşetlerini görmüş olan – örneklerini Filistin Şehitleri adlı incelemesinde veren – Eusebius belki de Kilise ile İmparatorluk arasındaki bu fazla sıkı, bazen de adeta boğucu olan – kucaklaşmasındaki kaçınılmaz tehlikeleri tümü ile farkedebilecek durumda değildi. Böylece bir tanrıbilimci, tarihçi ve savunucu olarak Eusebius Hıristiyanlığın konumundaki bu yeni durumun yorumcusu ve, açıkçasına söyleyelim, resmi düşünürü oluyor. Yazdığı Kilise Tarihi’nin amacı da, başlangıçlardan başlayarak, dünyada yayılan inançlılar toplumunun, baskılardan ve iç çatışmalardan geçerek, katettiği yolu ve Konstantinus’un inayete bağlı ve kurtarıcı katkısı sayesinde ulaştığı kaçınılmaz ve sonuçlandırıcı zaferi anlatmaktır.

Eusebius’un bu yapıtı, en azından iki nedenden dolayı, çok büyük bir önem taşımaktadır. Elçilerin İşleri bir yana, ilk Kilise Tarihi’dir ve, anlatının kuruluşundaki andırışta (analoji’de) bile, klasik Yunan ve Latin tarihsel çalışmalarından tümden özgün ve kesinlikle değişiktir. Antik çağın sonlarında ve Orta Çağ’da, İmparatorluğun içinde ve dışında – yeni Barbar devletlerinin Hıristiyanlığa geçmelerine kadar Hıristiyanlığın gelişimini damgalayan olayları anlatmaya girişen Kilise tarihçileri Eusebius’un Tarih’inden esinlenecekler. Aquileya’lı Rufinus gibi büyük bir çevirmen tarafından yapılan Latince çeviri yapıtı Batılı yazarların çevresinde de ünlendirecektir. İkinci bir neden olarak, bu Tarih, önemli bir yenilik getirerek, özgün antik belgelerden alınan oldukça geniş alıntıları doğrudan doğruya aktarmaktadır. Bu sayede, bugün bile, Doğu Hıristiyanlığı’nın ilk üç yüzyılının – başka kaynaklarda varolmayan – durum, kişi ve olaylarını tanımak olasılığını veriyor. Eusebius’un Kilise Tarihi değerli malzemelerden oluşan kocaman bir mozaik gibidir ancak, ne yazık ki, Eusebius belgeleri aktardığında daha da cömert davranabilirdi. Kullandığı ve Tarih’in yazılışında ilham olan tanrıbilimsel ve savunucu tutumuna uygun kısmı alıntılar belgelerin yorumunda sorunlar yaratmaktadırlar.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Şu anda burada değiliz. Ama bize e-posta gönderebilirsiniz, en kısa zamanda size geri dönüş yaparız.

Not readable? Change text. captcha txt